Pazartesi , Haziran 25 2018
Başlangıç / Akademik / A-Beslenme / Madalyonun Öteki Yüzü ! Tatlandırıcıların Gizli Sırları!

Madalyonun Öteki Yüzü ! Tatlandırıcıların Gizli Sırları!

Günümüze kadar çok az sayıdaki katkı maddesinin mikrobiyota üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışılanların da büyük çoğunluğunu tatlandırıcılar oluşturmaktadır. Sentetik tatlandırıcılar enerji değeri olmayan ancak şeker tadı veren bileşiklerdir. Enerji vermedikleri için düşük kalorili diyet yapanlar veya diyabet hastaları tarafından kullanılmaktadırlar. Sentetik tatlandırıcılar mikrobiyotayı etkilemekte ve mikrobiyota da oluşan değişiklik glikoz intoleransına ve muhtemel kilo artışına yol açmaktadır. Kalori değeri olmayan sentetik tatlandırıcıların yol açtığı bu sonuçlar aslında beklenin tersi yöndedir. Bununla beraber kilo vermek amacıyla sentetik tatlandırıcı kullanmanın faydasız olduğunu gösteren birçok çalışma bulunmaktadır. Gelin hep birlikte KİLO YAPMAYAN TATLIIIII diye çılgınca tüketilen tatlandırıcıların aman canım nolmuş diyabet hastasıysam tatlandırıcı bu bişey olmaz denilen YAPAY mutluluğun GERÇEK umutsuzluk olduğunu birlikte inceleyelim…

Kalorisi Olmadığı İçin Diyet Yapanların ve Diyabet Hastalarının Tercihi Tatlandırıcıların Gizli Sırları!

Sakkarin (E954), Sukraloz (E955) ve Aspartam (E951) Sakkarin (E954)

Sukraloz şekerine göre 600 – 650 kat daha fazla tat verir. Diğer ismi triklorogalaktosukrozdur. Başta gazlı içecekler olmak üzere enerjisi azaltılmış çorba, reçel, jöle, marmelat, kahvaltılık tahıl ve meyve konsantreleri gibi ürünlerde tatlandırıcı olarak kullanılabilir. Sakkarin çay şekerinden 350 kat daha fazla tat veren bir sentetik tatlandırıcıdır. Cips, hazır salep, gazlı içecekler, meyve aromalı içecekler, meyve nektarları ve değişik diyet ürünlerde tatlandırıcı olarak kullanılmaktadır. Temelde iki amino asitten oluşan ve bir dipeptit olan aspartam ise şekere göre 150 – 200 kat daha tatlıdır. Temel olarak diyet gıdalara katılmaktadır. Bunun yanında alkolsüz içecekler, jelâtin tatlılar, düşük kalorili gıdalar, sakız ve sıcak çikolata gibi ürünlerde de kullanılmaktadır.

Suez ve arkadaşlarının 2014 yılında yaptıkları çalışmada sentetik tatlandırıcılardan Sakkarin, Sukraloz ve Aspartam verilmesi farelerde yüksek glikoz intoleransı ile sonuçlanmış ve bu sonuç bağırsaktaki Bacteroides cinsi ve Clostridiales sınıfına ait bakretilerdeki aşırı artışla ilişkilendirilmiştir. Glikoz intoleransındaki bu artış bağırsak mikrobiyotasından kaynaklanmaktadır. Kalorisiz sentetik tatlandırıcılar mikroorganizma içermeyen (steril) veya antibiyotik uygulanmış farelerde glikoz intoleransına yol açmamaktadır. Ayrıca bu sentetik tatlandırıcı aracılı zararlı metabolik etkilerin, antibiyotik tedavisi ile ortadan kaldırılabileceği ve sentetik tatlandırıcı verilen farelerden alınan fekal örneğin transplantasyonu veya sentetik tatlandırıcıların etkisi altında anaerobik olarak inkübe edilen mikrobiyotanın mikroorganizma içermeyen farelere verilmesiyle zararlı etkilerin aktarılmasının mümkün olduğu gösterilmiştir.

Aspartam (E951) ve Asesulfam-K (E950)

Sentetik tatlandırıcılardan asesülfam-K çay şekerinden yaklaşık 200 kat daha tatlıdır. Temelde diyet ürünlerde olmak üzere unlu mamuller, çiklet, tatlılar ve alkolsüz içeceklerde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Düşük doz aspartam verilen bir sıçan çalışmasında aspartam alan grup daha az kilo almış ancak açlık kan şekerinde yükselmeye ve insülin tolerans testinde insülinle uyarılmış glikoz depolanmasında etkilenmeye yol açmıştır. Enterobacteriaceae ve Clostridium leptum’da aşırı olmak üzere bağırsak bakterilerinde total artışa yol açmış. Bunun yanında yağlı beslenme ile aspartam verilmesi Roseburia spp. miktarında artışa, Firmicutes/Bacteroidetes oranında artışa neden olmuştur. Aspartam vücutta oldukça glikojenik bir kısa zincirli yağ asidi olan propiyonik aside hızlıca metabolize olur.Araştırmacılar insülin toleransı üzerine olumsuz etkilerinin kaynağının bu olabileceği sonucuna varmışlardır.Yapılan bir diğer araştırmada ise sağlıklı gönüllülere 4 gün boyunca aspartam ve asesulfam-K verilmiştir. 5. gün ise dışkıda mikrobiyota
analizi yapılmıştır. Hem gen hem de bakteriyel artışta (sınıf veya alt sınıf) farklılık olmadığı gözlenmiştir. Her iki tatlandırıcı da bakteri çeşitliğini anlamlı bir şekilde değiştirmiştir.

Sakkarin (E954) + Neosperidin DC (E959) karışımı

Neosperidin DC çay şekerinden 1000 – 1800 kat daha tatlı olan bir tatlandırıcıdır. Birlikte kullanıldığı zaman diğer sentetik tatlandırıcıların etkilerini artırır.
Sütten kesilmiş domuz yavrularına sakkarin (E954) + NeosperidinDC (E959) karışımı verilmesiyle hem çekal Lactobacillus miktarın da,hem de bağırsak lümeninde laktik asit konsantrasyonlarında artış gözlenmiştir. Bu bulgu sentetik tatlandırıcının prebiyotik benzeri bir etki gösterdiğine ilişkin ilk rapordur.

Hakkında: Simge Çevik

Simge Çevik
Tadaaa :) işte karşınızda yaşamında diyetisyenliği sadece bir meslek değil hayat ağacının köklerine yerleştişmiş bir diyetisyen adayı, aşırı araştırmacı, aşırı meraklı ve aşırı duygusal bir yazar... Daha iyi bir ben daha sağlıklı bir dünya adına!

Buna da bakın

Depresyonu önleyen besinler!

Depresyon artık günümüzün en büyük problemlerinden biri olarak görülüyor. Belki hayat şartları, belki yaşanan ani …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir