Başlangıç / Anne & Çocuk / Postpartum Depresyon ve Beslenme

Postpartum Depresyon ve Beslenme

Postpartum Depresyon Nedir?

Sağlık bedence, ruhça ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir. Ruhsal durumumuz ise  çevresel, fizyolojik ve sosyal değişikliklerden etkilenir. Bu değişikliklerin belirgin olarak yaşandığı dönemler ise gebelik dönemi ve postpartum dönemdir.

Doğumla birlikte hızla değişen hormonlar ve fizyolojik durumun yanı sıra anne üzerine yüklenen sorumluluklar ve vücut ağırlığında yaşanan değişim ile depresyon riski artabilmektedir.

Depresyonu olan kadınların %26’sı bu hastalıkla gebelikte, %45’i ise doğum sonrası dönemde karşılaşabilmektedir.

Postpartum dönem, annede oluşan fizyolojik değişikliklerin yanında ebeveynliğe geçişin yaşandığı, yeni rollerin ve sorumlulukların üstlenildiği zor bir dönemdir. Bu dönemde kadınların bazılarında ılımlı düzeyde psikiyatrik belirtiler, bazılarında ise ağır psikiyatrik tablolar gelişebilmektir.

 

Risk Faktörleri Nelerdir?

Yeterli ve dengeli beslenme ile beyin fonksiyonları arasındaki güçlü ilişki, depresyon risk faktörlerinin azaltılmasında önemlidir.

Daha önce geçirilmiş depresyon öyküsü  

  • Çocuk bakımına ilişkin yaşanan stresler
  • Sosyal destek eksikliği
  • Stres
  • Annelik hüznü
  • Gebelik komplikasyonları
  • Evlilik sorunları
  • Düşük benlik algısı
  • Sosyoekonomik durum
  • Cinsiyet baskısı
  • Yorgunluk
  • Gebeliğin istenme durumu
  • Eğitim düzeyi
  • Doğum sayısı
  • Uykusuzluk
  • Prematüre doğum
  • Emzirme problemleri
  • Tiroid hastalıkları
  • Fiziksel değişiklikler

 

 

Semptomları Nelerdir?

Uyku eksikliği veya çok uyuma 

  • İştah durumundaki bozulmalar
  • Aşırı yorgunluk
  • Hızlı ruh hali değişimleri
  • Sık ağlama nöbetleri
  • Yoğun asabiyet ve öfke
  • Kendine ve bebeğe zarar verme isteği
  • Bebekle bağ kurmada zorluk 
  • İyi anne olamama korkusu 

 

 

Vücut Ağırlığı Değişimi ve Postpartum Depresyon İlişkisi

Doğum sonrası dönemde meydana gelen ağırlık artışının depresyon riskini artırdığı düşünülmektedir.

Gebe kadının vücudundaki değişikliklere uyum sağlaması için, gebeliği süresince kazandığı ağırlık önemlidir. Sağlıklı yetişkin kadınlar için gebelik süresince normal ağırlık kazanımı 10-14 kg (ayda 1-1,5 kg) arasındadır.

Doğumun 1 yıl sonrasında vücut ağırlığının gebelik öncesi dönemden 5 kg daha fazla olması postpartum depresyon ile ilişkili bulunmuştur.

Benzer bir çalışmada doğum sonrası vücut ağırlığı artışının depresif belirtleri artırdığı; diğer bir çalışmada ise gebelik süresince 16 kg ve üzerinde ağırlık artışının postpartum depresyon riskini anlamlı olarak artırdığı belirlenmiştir.

Bununla birlikte postpartum depresyon ve vücut ağırlığı arasında ilişki bulunmadığını gösteren bazı çalışmalar da bulunmaktadır

 

Besin Ögeleri Ve Postpartum Depresyon İlişkisi

 

Depresyonda diyetin enerji ve makrobesin ögesi içeriğinin yanında özellikle postpartum depresyon ile beslenme ilişkisini inceleyen çalışmalarda nörotransmitter ya da çeşitli hormonların metabolizmalarında görev alan demir, kalsiyum, A, B2, B6, B12, D vitamini, folik asit ve uzun zincirli omega-3 yağ asitleri ile diyetin glisemik indeksi ve yükünün etkileri üzerinde yoğunlaşılmıştır.

Karbonhidratlar

Karbonhidrat ve insülin arasındaki dengenin ruh halini etkilediği bilinmektedir. Bu nedenle diyetle yeterli karbonhidrat sağlanması mental sağlık bakımından önemlidir.

Gebelik döneminde artan insülin seviyesinin postpartum dönemdeki hızlı düşüşü seratonin üretimini azaltarak depresyon riskini artırmaktadır.

Yüksek glisemik indeks ve yüksek glisemik yüklü diyetin ruh durumu bozuklukları riskini azalttığı düşünülmektedir. Bu etkiyi insülin salınımını artırıp, seratonin öncüsü triptofanın beyne geçişini kolaylaştırarak sağladığı tahmin edilmektedir.

Ancak glisemik indeksi yüksek besin alımıyla obezite, diyabet ve bunlarla ilintili diğer kronik hastalıkların görülme sıklığı arasında paralellikler saptandığından, diyette yer alan karbonhidratlı besinlerin glisemik indekslerinin düşük olması önerilmektedir.

Proteinler

Postpartum süreçte elzem aminoasitlerin yeterli miktarda alınması önemlidir. Bu aminoasitlerden bazıları nörotransmisyonda uyarıcı ya da inhibe edici rol oynayabilmektedir.

Triptofan düzeyindeki düşüşler, nörotransmitter düzeyini yani seratojenik fonksiyonu azaltmakta, postpartum depresyon riskini artırmaktadır.

Doğum sonrası depresyon riskinin azaltmak için özellikle emziren annelerin diyet proteininin yarısının hayvansal kaynaklardan sağlanması önerilmektedir.

Yağlar

Omega-3 yağ asitlerinin depresyon etiyolojisinde önemli bir role sahip olduğu düşünülmektedir. Yetersiz omega-3 yağ asidi alımı seratojenik yanıtta ve hücre membran yapısında oluşturduğu değişikliklerle depresyon riskini artırmaktadır.

Diğer bir olası mekanizma da beyindeki DHA konsantrasyonundaki azalmaya bağlı olarak postpartum depresyon riskinin artması yönündedir.

Diyetle alınması önerilen omega-3 miktarına ulaşmak için; haftada en az 2-3 kez balık (350-400 g) yenilmesi önerilmektedir.

B Grubu Vitaminleri

Riboflavinin gebelik döneminde ve postpartum dönemde yeterli düzeyde alımının maternal enerji düzeyleri ve duygu durumlarının dengelenmesinde faydalı olduğu düşünülmektedir.

B6 vitamininin bir metaboliti olan piridoksal 5-fosfat (PLP) triptofandan seratonin oluşumunda etkili olan yardımcı bir enzimdir. Dolayısıyla, B6 vitamininin yetersizliğinde depresyon görülebileceği düşünülmektedir.

A Vitamini

Emzirme dönemi için gebelik süresince karaciğer ve göğüslerde depolanan retinoidler anne sütü üretiminde kullanılmaktadır. Emzirmeyen kadınlarda biriken retinoidlerin kullanılamaması sonucunda vücuttaki retinoid konsantrasyonun arttığı ve bu artışın depresif belirti ve depresyon riskini yükselttiği düşünülmektedir.

D Vitamini

D vitamini hipotalamustaki nöronları koruyarak glikozun beyne transportuna destek olmaktadır. D vitamini yetersizliği bu mekanizmayı tetikleyerek nöropsikiyatrik hastalıkları tetikleyebilmektedir.

Genellikle güneş ışınları aracılığı ile D vitamini gereksinimi karşılanabilmektedir. Güneş ışınlarından yeterli oranda faydalanamayan gebe ve emzikliler için günlük 1 çay kaşığı balık yağı alınması önerilir.

Demir

Yapılan birçok çalışmada anemisi olan kadınlarda postpartum depresyon sıklığının yüksek olduğu görülmüştür.

Gebelikte beslenme programı içinde demirden zengin besinlerin (kırmızı et, kümes hayvanları, kuru baklagiller, kuru meyveler, pekmez, tam tahıl ve zenginleştirilmiş tahıl ürünleri gibi besinler) yer alması önemlidir.

Demir kaynakları ile C vitamini kaynaklarının birlikte tüketimi demir emilimini artırır.

Kalsiyum

Duygudurum bozukluklarının patofizyolojisinde hücre içi kalsiyumun rolü olduğu bilinmektedir. 

240 gram (büyük su bardağı) süt ya da yoğurt günlük yaklaşık 300 mg kalsiyum sağlar. Süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller iyi bir kalsiyum kaynağıdır.

Eş Desteği Ve Postpartum Depresyon

Doğum sonrası depresif ruh haline sadece annelerde değil babalarda da rastlanmaktadır.

2004 yılında yapılan bir araştırmada, doğum sonrasında postpartum depresyon yaşayan kadınların eşlerinin %24-50’sinde de benzer depresif semptomlar görülmüştür. Farklı olarak, doğum yapan kişilerin eşlerinde görülen depresif semptomlara, doğumdan sonraki ilk 6 ayda daha fazla rastlandığı, kadınlarda ise bu semptomlara 12 ay içerisinde daha fazla rastlandığı görülmüştür.

Yapılan araştırmalar eş desteği ile depresyon arasında önemli bir ilişki olduğunu göstermektedir. Evlilik kurumunun daha kaliteli ve evlilik bağının daha kuvvetli olmasının, sağlanan yeterli eş desteğiyle ilişkili olduğu, aynı zamanda yetersiz sağlanan eş desteğinin de eşlerde depresyona neden olabileceği görülmüştür.

 

Sonuç Ve Öneriler

Postpartum depresyon önemli bir hastalıktır çünkü çok sayıda kadını ilgilendirir.

Bebeğin doğumuyla annenin hormon seviyelerinde ani değişimler gözlenmekte, bu süreçte yaşanan stres, emzirme gibi birçok konuda karşılaşılan güçlükler, artan sorumlulukların getirdiği yük ve beslenme bozuklukları postpartum depresyon riskini artırmaktadır.

Anneye bu süreçte destek olunmalı ve yardım edilmelidir. Annenin dinlenmesi, kendine vakit ayırması sağlanmalıdır.

Postpartum depresyonun beslenme tedavisi yeterli ve dengeli beslenmeyle sağlanabilmektedir. Özellikle diyetin artan enerji, makro ve mikro besin ögeleri gereksinimini karşılayabilecek düzeyde olması postpartum depresyon riskini azaltmada önemli bir faktördür.

Postpartum depresyon erken dönemde teşhis ve tedavi edilmelidir. Gerekli doktor ve sağlık personeli eşliğinde bir tedavi planı uygulanmalıdır.

Kaynakça 

Bıyıklı, E. T. Postpartum Depresyon ve Beslenme. STED/Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi, 27, 136-142.

Erdem, Ö., & Bucaktepe, P. G. E. (2012). Postpartum depresyon görülme sıklığı ve tarama yöntemleri. Dicle Tıp Dergisi, 39, 458-461.

Çalık, K. Y., & Aktaş, S. (2011). Gebelikte Depresyon: Sıklık, Risk Faktörleri ve Tedavisi Depression in Pregnancy: Prevalence, Risk Factors and Treatment. Psikiyatrik Güncel Yaklasımlar [Current Approaches in Psychiatry], 3, 142-162.

Özkan, H., Üst, Z. D., Gündoğdu, G., Çapık, A., & Şahin, S. A. (2014). Erken postpartum dönemde emzirme ve depresyon arasındaki ilişki. Şişli Etfal Hastanesi Tıp Bülteni, 48, 124-31.

Ay, F., Tektaş, E., Mak, A., & Aktay, N. (2018). Orjinal Makale Postpartum depresyon ve etkileyen faktörler: 2000–2017 araştırma sonuçları.

AKSOY, Y. E., Fatma, Ü. N. A. L., İNÇKE, G., Gülay, Ç. İ. L., Kübra, O. R. U. Ç., YILMAZ, T., ... & YILMAZ, S. D. (2016). Postpartum depresyonun emzirme üzerine etkisi. Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, 5, 90-96.

Uçak Duman, B. (2019). Postpartum depresyon, eş desteği ve duygu düzenleme güçlükleri arasındaki ilişki (Master's thesis, Maltepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü).

BİLGİÇ, D., DAĞLAR, G., ÖZKAN, S. A., & KADIOĞLU, M. (2015). POSTPARTUM DEPRESYONDA TAMAMLAYICI VE ALTERNATİF TEDAVİLER. Kadın Sağlığı Hemşireliği Dergisi, 2, 13-35.

Doğan, G. (2019). Annelerin bebek beslenmesine yönelik bilgi, tutum davranışları ile postpartum depresyon durumlarının değerlendirilmesi (Master's thesis, Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü).

Hakkında: Edanur Taş

Buna da bakın

Tereyağı Tüketiminin Sağlığa Etkileri

Tereyağı Tüketiminin Sağlığa Etkileri   Tereyağı koyun,keçi,manda ve inek gibi hayvanlarının sütünden elde edilen hayvansal …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir