Pazartesi , Aralık 10 2018
Başlangıç / Beslenme Tavsiyeleri / Genlere Göre Beslenme

Genlere Göre Beslenme

Herhangi iki insan birebir aynı şekil ve miktarda beslenseler de, bu beslenme şeklinin ikisinin vücudunda tamamen aynı etkileri yaratması beklenemez. Aynı zamanda her bireyin genotiplerinin birbirinden farklı olmasına bağlı olarak besin metabolizmalarında da farklılıklar görülmeketedir. Besinler tüketildiğinde insan vücudunda birçok biyolojik etkiye neden olurlar. Bu etkiler ışığında beslenme, genler ve hastalıklar arasında yakın bir ilişki ortaya konmuştur. Nütrisyonel Genomik, bu etkileşimi inceleyen, diyet kılavuzlarını ve kişisel beslenme önerilerini değiştirme potansiyeline sahip bir bilim dalıdır. Nütrisyonel genomik, bireylerin genetik yapılarına dayalı, kişiselleştirilmiş beslenme programlarının temelini oluşturacaktır ve  Nütrigenomik ve Nütrigenetik olmak üzere iki alt daldan oluşur. Nütrigenetik, genetik çeşitliliklerin diyet-hastalık arasındaki etkileşim üzerindeki etkilerini incelerken Nütrigenomik, besinlerin insan genomu üzerindeki etkilerini inceler.

Uzun bir süre boyunca beslenme sadece enerji sağlamak için bir araç olarak görülmüş, klasik bir beslenme şeklinin herkeste aynı etkiyi yapacağı ve herkesin benzer genetik yapıda olduğu düşünülmüştür. 2003 yılında insan genomunun büyük ölçüde aydınlatılması beslenme biliminde de büyük yeniliklere önayak olmuş ve tüketilen besinlerdeki bileşenlerin genler üzerinde etkileri olabileceği anlaşılmıştır. Nütrigenomik bilimi sayesinde moleküler düzeydeki birçok metabolik, hücresel ve biyokimyasal olay anlaşılabilmektedir. Nürtigenomik teknolojileri kullanılarak bireylerin genetik yapıları analiz edilebilir, besin- metabolizma etkileşimleri sonucunda oluşan değişiklikler saptanarak kişiye özel beslenme programları hazırlanabilir. Bu programlar sayesinde genetik belirleyiciler kontrol altında tutulup bireylerin daha sağlıklı olması sağlanabilmektedir. Böylece besin kaynaklı hastalıkların saptaması, önlenmesi veya ortadan kardırılması mümkün olmaktadır.

 

Nütrisyonel Genomik ve Hastalıklar

Son yıllarda beslenme ve genetik alanlarında yapılan gelişmeler sonucunda, genetik farklılıkların diyet yanıtında değişikliklere neden olduğu yani aynı şekil ve miktarda beslenmelerine rağmen bireylerin metabolik yanıtlarının farklı olduğu ve değişen beslenme düzenin ve besin ögelerinin gen ekspresyonu üzerinde etkilerinin olduğu gözlemlenmiştir.

İnsan Genom Projesinin sonucunda tek nükleotit polimorfizmi (SNP: single nucleotide polymorphism) ile ilgili araştırmalar yoğunlaştırılmıştır. SNP, genomumuzda en fazla görülen genetik çeşitlilik tipidir. Ayrıca hastalık oluşumundaki en önemli etkenler arasında gösterilmektedir. SNP, DNA dizisinde bir bazın yerini bir başka bazın almasıyla görülür. Genlerin kodlama bölgelerinde oluşan SNP’ler, diyabet ve kalp hastalıkları gibi kronik hastalıklara direnç veya yatınlıkta rol oynar.  Diyetle SNP’ler arasında etkileşim bulunmaktadır. Bu etkileşime küçük bir örnek olarak (MTHFR)C677T enziminin polimorfizmi verilebilir. Bu durum MTHFR nin substratı olan folik asit ve kofaktörü olan riboflavin kaynağı olan besinlerin kullanımıyla değiştirilebilir.

Şimdiye kadar, yaklaşık %97 si monogenik olmak üzere yaklaşık 1000 genin hastalıklarla ilişkisi ortaya konmuştur. Bazı besin tüketimleri değiştirilerek birtakım monogenik hastalıkların önüne geçilebilir. Bu monogenik anamolilere örnek olarak galaktozemi ve fenilketonüri verilebilir. Galaktozemi, GALT (galaktoz-1-fosfat uridiltransferaz) enziminin çekinik karakterinden kaynaklanan bir metabolik bozukluktur. Bu enzim galaktozun glikoza çevrilmesinde görevlidir ve burada ortaya çıkan bozukluk sonucunda kanda  galaktoz artışı meydana gelir, ki bu da zeka geriliğine sebebiyet verebilecek bir risk faktörü olabilir. Fenilketonüri hastalığında ise PAH (fenilalanin hidroksilaz) enziminin yetersizliği görülür. Bu bozukluk sonucunda kanda fenilalanin artışı görülür. Artış çok fazlalaştığında bazı nörolojik hasarlar meydana gelebilir. Bu hastalıkların tedavisinde beslenme bilimine başvurulur. Fenilalanin ve galaktozdan sınırlandırılmış, tirozin ilaveli diyetlerin kullanılması önerilir.

Monogenik bozuklukların yanısıra, günümüzde çok yaygın olarak görülen kanser, kardiyovasküler hastalıklar, obezite ve diyabet gibi birçok gene etki eden poligenik hastalıklar da biyolojik fonksiyonlardaki bozukluklar sonucunda oluşmaktadır. Bu tür hastalıların önlenmesinde beslenme biliminden çokça yararlanılmaktadır.

Bunlar diyet-gen etkileşimine dair çok sayıdaki örnekten sadece birkaçıdır. Sonuç olarak nütrisyonel genomik başlığı altında incelediğimiz, besinlerin gen ekspresyonu ve genom üzerine etkilerini inceleyen nütrigenomik ve genetik farklılıklar-beslenme-hastalık ilişkisini inceleyen nütrigenomik alanları diyet-gen arasındaki çift taraflı etkileşimin anlaşılmasına ve bunu kullanarak hastalıklar için yeni tedaviler üretilmesine olanak sağlamaktadır.

Hakkında: Asu Şevval Dural

Asu Şevval Dural
1997, İstanbul doğumluyum. İstanbul Medipol Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik 4. sınıf öğrencisiyim. Araştırmalarım daha çok nutrigenetik ve popüler diyetler üzerine. Araştırmalarımda ülke sınırları içinde kalmamak ve dünyadaki gelişmeleri de takip etmek amacıyla yabancı dil eğitimlerine devam ediyorum.

Buna da bakın

Wilson Hastalığı Nedir ?

Wilson Hastalığı Nedir ?

    Wilson hastalığı bakır metabolizmasının nadir rastlanan otozomal resesif bir hastalığıdır.Hastalığın karaciğer,serebral korteks, serebellum, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir