Başlangıç / Beslenme Tavsiyeleri / Non-Çölyak Gluten Hassasiyeti: (NCGS)
gluten
NCGS nedir ?

Non-Çölyak Gluten Hassasiyeti: (NCGS)

    İlk Non-Çölyak Gluten Hassasiyeti olguları 1970’lerde tanımlanmıştır. Araştırmacılar NCGS’ yi “gluten tüketiminin çölyak hastalığında görülenlere benzer semptomlara yol açabileceği allerjik olmayan ve otoimmün olmayan bir durum” olarak tanımlamıştır. Bu bozukluk kadınlarda ve genç/orta yaşlı bireylerde daha sık görülür. Ayrıca çölyak hastalarının birinci derece akrabalarında da daha sık (%13) görülür. NCGS görülme sıklığı genel popülasyonun %0,6 ila % 6’ sı kadar olduğu tahmin edilmektedir. Çölyaksız glüten duyarlı bireylerde glütene maruz kalındıktan sonra gastrointestinal ve ekstra intestinal semptomlar görülür. Tipik semptomlar arasında karın ağrısı, şişkinlik, barsak alışkanlığında değişiklik (diyare veya kabızlık), halsizlik, baş ağrısı, eklem veya kemik ağrısı, depresyon, duygudurum bozuklukları sayılabilir. Söz konusu semptomlar, gluten içeren gıdaların yutulmasından sonra gelişir, diyetten gluten çıkarıldığında semptomlar hafifler veya tamamen yok olur, gluten tekrar alındığında şikayetler yeniden ortaya çıkar.

PEKİ NON-ÇÖLYAK GLÜTEN HASSASİYETİNDE NASIL TANI KONUR?

    NCGS’ nin çölyak hastalığından ayrı bir bozukluk olduğu ve bunun doğru bir şekilde ayırt edilmesinin zorunlu olduğunu bilmek önemlidir. Çölyak ile klinik benzerlikler ve NCGS’inin tanısal biyobelirteçlerin olmaması nedeniyle NCGS’yi diğer gluteni ilgilendiren bozukluklardan ayırt etmek güçtür. Öncelikle bu bireylerde çölyak hastalığı ya da buğday alerjisi için yapılan testlerin negatif olması gerekir ve ince barsak biyopsisinde mukoza değişikliği olmamalıdır.
    Gluten hassasiyeti olduğu düşünülen kişi uzman kontrolünde en az 6 hafta süreyle glüten free diyet (GFD) uygulamalı ve semptomlara yanıt izlenmelidir. Şikayetlerde bir iyileşme gözlenmezse NCGS tanısı kesilir ve diğer bağırsak bozuklukları için gerekli araştırılmalar yapılmalıdır.

    Tanıda glutenin yutulması ile klinik semptomlar arasında açık bir ilişki olduğu kanıtlanmalıdır. Tanısal çalışmanın iki amacı olmalıdır:

1. Glütensiz diyete verilen klinik cevabı değerlendirmek

2. Glütensiz diyet ile tanı konduktan sonra gluteni yeniden vermenin etkisini gözlemlemek.
Hasta en az 6 haftalık bir GFD’den sonra gastrointestinal veya ekstra intestinal şikayetlerde en az % 30’luk bir düşüş sergilemelidir. Glütensiz diyet şikayetlerin azalmasına veya tamamen yok olmasına yardımcı olmaktadır.

NCGS’ DE TEDAVİ NASIL OLMALIDIR ?

    Şu an için tek tedavinin glüten kısıtlı bir diyet (GFD) olduğu düşünülüyor.
Hastalar diyet alışkanlıklarına gerekli değişiklikleri yapmalı ve minimum gluten içeriği olan besinleri tercih etmelidir. Pirinç, mısır, karabuğday gibi glüten içermeyen tahılları buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi glüten içeren tahılların yerine tercih edebilirler. Nişasta kaynağı olarak fasulye, mercimek, nohut gibi kurubaklagiller tercih edilebilir. Ticari olarak temin edilebilen glutensiz ürünler de NCGS hastalarına tam olarak glutensiz diyet yapılmasına yardımcı olabilmektedir.

 

Kaynakça:

Igbinedion Samuel O. , Ansari Junaid , Vasikaran Anush , Gavins, Felicity N, Jordan Paul , Boktor Moheb, Alexander Jonathan S; 2017 Oct 28, Non-celiac gluten sensitivity: All wheat attack is not celiac, Word Journal of Gastroenterology; 23(40): 7201–7210.

Gülenay Sümer Süheyla Ayça, Akbay Harmandar Ferda, Uyar Seyit, Çekin Ayhan Hilmi; Non çölyak glüten duyarlılığı; Güncel Gastroenteroloji

Henggeler Joana Climaco, Verissimo Manuel, Ramos Fernando; August 2017; Non-coeliac gluten sensitivity: A review of the literatüre; Trends in Food Science & technology; Pages 84-92

Bulsa Grazyna Czaja; April 2015; Non coeliac gluten sensitivity- A new disease with gluten intolerance; Clinical Nutrition; Pages 189-194

Hakkında: Leyla Uzuner

Leyla Uzuner
Merhabalar. Mart 1996 Şanlıurfa doğumluyum. Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik 4. sınıf öğrencisiyim. Beslenme ve Diyetetik alanında gerek yaptığım araştırmalarla gerekse aldığım eğitim kapsamında öğrendiğim bilgileri sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Sağlıkla kalın :))

Buna da bakın

Beslenmenin Mikrobiyota ile İlişkisi Nedir?

Beslenmenin Mikrobiyota ile İlişkisi Nedir?

    İnsan vücudunda en fazla yer kaplayan alanlardan birisi olan, gastrointestinal kanalda kolonize olan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir