Başlangıç / Besinler / Süper Besin ‘KİNOA’

Süper Besin ‘KİNOA’

Kinoa Nedir?

Birçok yerde “süper besin” , “süper tahıl” olarak adlandırılan ve genellikle tahıl ürünlerinin yerine kullanılan Kinoa aslında bir tohumdur. Tahıllara kıyasla besleyici değerinin yüksek olması, olumsuz iklim ve toprak koşullarına iyi uyum sağlaması, kullanım yöntemleri çeşitliliği ve düşük üretim maliyeti nedeniyle hayatımızda önemli bir yer tutmaktadır. Ülkemizde kullanılırlığı son beş yılda artmış olsa da ülkemizi girişi ve üretimi 2010 yılından beri yapılmaktadır.

Kinoa’nın yaklaşık 1.800 çeşidi vardır. Kinoa tohumları siyah, kırmızı, beyaz, mor, pembe, sarı, gri, turuncu, yeşil veya sarı olabilir. Ancak en çok kullanılan ve en popüler olan beyaz (geleneksel) ve kırmızı (İnka) kinoadır. Beyaz çeşidi daha lezzetliyken, kırmızı olanı daha fazla besin içeriğine sahiptir.

Kinoa’nın Besin Ögesi İçeriği

100 gramı yaklaşık 386 kkal olan kinoa tohumu diğer tahıllara göre daha fazla protein, lif, kalsiyum, demir, çinko, fosfor ve B1, B2, B6, C ve E vitaminleri içerir ;  aynı zamanda gluten içermez. İçeriğindeki protein, lif, esansiyel aminoasitler, iz elementler ve vitaminlerle beraber bir ‘fonksiyonel besin’ örneğidir.

 100 gram Kinoa
Enerji368 kkal
Karbonhidrat63,2 g
Protein13,2 g
Yağ6,58 g
Posa (Lif)7,9 g
Kolesterol0
Demir4,74 mg
Kalsiyum53 mg

 

Gluten içermediği için glutensiz diyete uygundur, çölyak hastalarına önerilebilir.

Lif içeriğinden dolayı tokluk hissi sağlar.

Vücutta inflamasyonun önlenmesinde etkilidir.

Yüksek lif ve protein içeriğinden dolayı kalp hastalıklarında, diyabet ve hipertansiyonda, kolesterolün düşürülmesinde ve sindirim sistemi sağlığında olumlu etkilerinden de bahsedilmiştir.

Protein içeriği ve amino asit dengesi nedeniyle veganlar için iyi bir alternatiftir.

Kinoa Nerelerde Kullanılabilir?

Gününümüzde Kinoa genelde tahıl ürünlerinin yerine kullanılmaktadır. Özellikle evde hazır ekmek yapımında, kreplerde, kek, kurabiye yapımında kullanabilir. Bununla beraber en sık salatalarda ve ara öğün olarak yoğurtla,meyveyle karıştırılarak tüketilmektedir.

Kinoa’nın kendine özgü ağır ve baskın bir tadı olmadığı için kolayca bir çok besinle beraber tüketebilirsiniz

Kinoa Tüketirken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Çevre Koruma Ajansı’na ( US EPA: United States Environmental Protection Agency) göre kinoa tohumları henüz bitki halindeyken mantar, bakteri ve virüslerin neden olduğu hastalıklardan korumak için tasarlanmış kimyasallar olan saponinlerle kaplanıyor. Saponinler acı, sabunlu bir tada sahip olabilirler, bu nedenle kinoa pişirilmeden önce soğuk suyla iyice durulanmalıdır.

Kinoayla beraber alınan saponinler mide tahrişi ve bağırsak hasarına neden olabilir.

Bir başka önemli nokta kinoadaki yüksek lif içeriğidir. Bu yüksek lif içeriği normal bireylerde mide-bağırsak hassasiyetlerine sebep olabilir. Bununla beraber  mide bağırsak sorunları ve hastalıkları olan bireylerde kullanılırken dikkatli olunmalıdır. 

 

KAYNAKÇA

U.S. DEPARTMENT OF AGRICULTURE
OSMANLIOĞLU DAĞ1, Ayşe Mine GENÇLER ÖZKAN ,Ş. Rumeysa
A REVIEW ON QUINOA (CHENOPODIUM QUINOA WILLD.)   Doi:10.33483/jfpau.487757
Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi
Maide BAYRAM, Sultan PEKACAR, Didem DELİORMAN ORHAN
Quinoa and The Effects on Health
Prof. Dr. Mustafa TAN Doç. Dr. Süleyman TEMEL
HER YÖNÜYLE KINOA ÖNEMI, KULLANILMASI VE YETISTIRICILIGI

 

Hakkında: Büşra Solmaz

Büşra Solmaz
Merhaba, ben Diyetisyen Büşra Solmaz. Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü mezunuyum. Epiclinic Güzellik Merkezinde çalışıyorum ve online üzerinden beslenme danışmanlığı yapıyorum. Beslenme ve beslenmeye dair her şey için sizlere bildiklerimi, araştırdıklarımı sunmaktan keyif alıyorum. Umarım okurken sizde keyif alıp bilgilenirsiniz.

Buna da bakın

PROPOLİS

Gıdanın duyusal özelliklerinin iyileştirilmesi, faydalılığının arttırılması amacıyla katkılandırılması ya da yararlı özelliklerinin arttırılması, fizyolojik özelliklerinin iyileştirilmesi gibi amaçlarla üretilen ürünlere ilk kez 1984 yılında Japonya’da “fonksiyonel gıda” adı verilmiştir. Bal, arı sütü, polen, propolis gibi arı ürünleri, insanlığın ilk çağlarından beri beslenme, sağlığın korunması ve hastalıkların tedavisi amacıyla kullanılmaktadır. Bu nedenle birçok arı ürünü hem fonksiyonel gıda olarak değerlendirilmekte hem de son yıllarda ön plana çıkan apiterapinin temelini oluşturmaktadır. Sağlık Bakanlığı tarafından 2014 yılında yayınlanan “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları” yönetmeliğinde apiterapi alanında sekonder immün yetmezliklerinde immün destekleyici olarak değerlendirilen propolisin yapılan çalışmalarda antibakteriyel, antifungal, antiviral, antitümoral ve antioksidan aktivite gibi biyolojik özellikleri belirlenmiştir. Propolis bal arıları tarafından bitkilerin yaprak, gövde, tomurcuk gibi farklı kısımlarından toplanan salgıların enzimler ve bal mumu gibi maddeler ile birleştirilmesi sonucunda ürettikleri reçinemsi maddedir. Propolisin kimyasal bileşimi oldukça karmaşıktır. Dünyadaki farklı propolis örneklerinde polifenoller (flavonoidler, fenolik asitler ve bunların esterleri), terpenoidler, steroidler ve amino asitler gibi 600'den fazla bileşen tanımlanmıştır. Bununla birlikte, çalışmalar propolisin biyolojik ve farmakolojik özelliklerini yüksek flavonoid içeriğine bağlamaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir