Pazartesi , Aralık 10 2018
Başlangıç / Besinler / Besinlerin Ruh Sağlığımıza Etkileri Nelerdir ?

Besinlerin Ruh Sağlığımıza Etkileri Nelerdir ?

Besinlerin Ruh Sağlığımıza Etkileri Nelerdir ?

Tüm yaşayan canlılar yaşamını sürdürmek için besine gereksinim duyarlar. Canlıdan canlıya besin çeşitleri ve gereksinimleri farklılık gösterebilir. Besin yönünden ,gereksinimlerimizin ne kadarını karşılıyoruz? Yediklerimizin sağlığımız, duygularımız ve düşüncelerimiz üzerindeki etkisi nedir? Doğru beslenme biçimi psikolojimizi nasıl etkiler? Bunlar günlük koşuşturma içerisinde ve kemikleşmiş alışkanlıklardan dolayı sormayı akıl edemediğimiz, ama insan hayatı açısından son derece önemli sorulardır.

    Besin yönünden gereksinimlerimizi karşıladığımız düşünüyoruz fakat beslenme biçimimize bir göz attığımızda durum hiçte iç açıcı değil.

    “Bir insana önemli bir karar ya da konuşma öncesi iki kesme şeker yedirin. Beş dakika sonra nasıl kontrolsüz ya da öfkeli konuştuğunu fark edersiniz. Çünkü şeker alkole dönüşüyor, alkol karaciğere yükleniyor ve kontrolsüz öfke ortaya çıkıyor, berrak düşünemiyorsunuz, konsantrasyonunuz dağılıyor. Son dönemlerdeki bütün beslenme uzmanlarına dikkat edecek olursanız hepsi ortak olarak şekeri beslenmeden tamamen çıkarmamızı öneriyor. Şeker derken beyaz şeker yani işlemden geçirilmiş şekerden bahsediyoruz. Sakarin ya da tatlandırıcıların da şekerden hiçbir farkı yok. Mümkün olduğunca şekeri beslenmemizden çıkarmamız bizim geleceğimiz için çok büyük bir adım. Çinlilere göre ruh yok ama bilincin beş parçası var. Beş parça Beş element’ teki bir ayrı organ yoluyla bilincin parçası ve bunlar bir araya geldiğinde bizim ruh dediğimiz, psikoloji dediğimiz şeyi oluşturuyor. Yani besin gruplarınızı değiştirip psikolojinizi değiştirebiliriz. “Ruh bağımsız ise nasıl yediğimiz şeye göre psikolojimiz değişebilir?” diye sorabilirsiniz. Çinliler’e göre beyin başlı başına bir organ değil.

    Beş ana organımız var ve bunlar insanın davranışlarını ve tepkilerini yönetiyor. Örneğin karaciğeriniz ağaç elementi. Olumlu duygusu sevecenlik, olumsuz duygusu öfke. Kalbin (ateş) olumlu duygusu sevgi ve neşe, olumsuz duygusu acımasızlık, nefret. Akciğerin (metal) olumlu duygusu cesaret, olumsuz duygusu hüzün. Böbreklerin (su) korku, sükunet ve şefkat. Mide, dalak, bağırsak ve pankreasın (toprak) olumlusu aitlik, dengelilik, olumsuzu endişe ve huzursuzluk…”

    “Üç faz, Beş element ’i oluşturuyor. Faz diye ifade etmeye çalıştığım; enerjinin kendini dönüştürme formlarıdır. Türk kahvesinin içine koyduğumuz şeker gibi düşünebiliriz. Az şekerli, orta, şekerli ve sade gibi. Şeker, kahve ve su, bizim yin – yang ve ikisinin birleşimi olan çocukları olarak ifade etmeye çalıştığımız durumdur. Beş element ise Çin tıbbının beş parçası; ağaç, ateş, toprak, su ve metal. Bunu biliyorsanız hastalıklara karşı yapamayacağınız şey kalmaz. Buradaki en önemli detaylardan biri; Beş element ve sağlık ilişkisini ne kadar bilirsek bilelim Batı tıbbı hekimlerinin tedavilerini yadsıyacak lükse sahip değiliz. Çin tıbbı bir tür koruyucu hekimlik gibidir. Taocu bakış açısına göre hastalığı meydana getirecek tüm ön koşulları ortadan kaldırarak olabilecek en sağlıklı hali oluşturmaya ve korumaya çalışırız.

    Gıdaların ve beslenme biçimlerinin insanların psikolojisine ve ruhsal dengeleri üzerine doğrudan etkisi olduğunu belirten uzmanlar, ruhsal dengeyi sağlayabilmek için doğru şekilde beslenmenin de gerekli bir şart olduğu açıklamasında bulunuyor.

    Bezginlik
Sebze grubu yiyecekler tercih edilmeli. Sebzeler pişmemiş olmalı ve yavaş yenmeli.

    Yorgunluk
Bezelye ve havuç, yorgunluğa karşı birebir. Taze sıkılmış meyve suları da yararlı.

    Çekingenlik
Kuru baklagiller ve balık gibi fosfor açısından zengin besinler.

    Agresiflik
Yağlı tohumlar, özellikle fındık, ceviz ve fıstık yenmeli.

    Endişe
Vücutta sıvı kaybı olacağından çorba, komposto, meyve suyu içilmeli.

    Hayal kırıklığı
Enginarla kereviz etkilidir.

    Yalnızlık
Domates, biber, patlıcan, patates yalnızlık duygusunu hafifletir.

    Özgüvensizlik hali
C vitaminli yiyecekler önerilir.

İNSAN PSİKOLOJİSİNİ DOĞRUDAN ETKİLEYEN 5 BESİN

    Günümüzde insanoğlu son derece hızlı, yoğun, kaotik ve bir o kadar da koşturmacalı bir hayat yaşıyor.
Modern çağın başlangıcı ile birlikte özellikle teknoloji alanında yaşanan baş döndürücü değişim ve gelişim, bugün artık hayatımızın her noktasında kendisini iyiden iyide bize hissettiriyor. Bilginin bu denli hızlı el değiştirdiği ve yayıldığı bir ortamda hepimiz güne ve güncele ayak uydurabilmek için bir sörfçünün dalganın tepesinde gitmesi gibi kendimizi bu akışa bırakmış durumdayız. Ancak bu denli “hızlı” yaşanan bir ortamda bulunmanın bizler üzerinde yarattığı olumsuz etkiler de var elbette. Eskisine oranla birçok hastalık daha fazla görülüyor, bunlara her gün yenileri ekleniyor. Özellikle psikolojimiz üzerinde yaratılan baskı, depresyon, erken bunama, panik atak, şizofreni gibi birçok hastalığa da davetiye çıkarıyor.
   

    Bu hastalıkların birçok nedeni var ancak bunların içinde en önemlilerinden biri de gün içerisinde tükettiğimiz besinler. Vücudumuza aldığımız birçok gıda maddesi, bizi fiziksel olduğu kadar ruhsal açıdan da olumlu ya da olumsuz etkileyebiliyor. Örneğin günün en stresli anında küçük bir parça çikolata yediğinizi düşünün. Ya da çok yorgun olduğunuzda sıcak bir fincan kahveyi yudumladığınızı. Tam tersi olarak da gün içinde aşırı derecede karbonhidrat ağırlıklı beslendiğinizi. Tüm besinler, doğrudan psikolojik sistemimizi nüfuz eden etkilere sahipler. İşte insan psikolojisini doğrudan etkileyen 5 besin.

    Çikolata
İnsan psikolojisi ve besinler arasındaki ilişki temel olarak günün hangi saati olduğu, tüketilen besinin miktarı, içeriği, yaş, diyet, vücudun o andaki durumu gibi birçok etkene bağlı olarak değişmektedir. Ancak çikolata besinler arasında insan psikolojisi doğrudan olumlu etkilediğine inanılan bir yerde duruyor. Bu konuda dünya çapında yapılan sayısız araştırma var. Çikolatanın genellikle beyne olumlu sinyaller gönderdiği, mutlu hissettirdiği, keyifli bir hale soktuğu biliniyor. Bunun nedeni de içerdiği ve beyne doğrudan etki eden tiramin , feniletilamin , teobromin ve kafein gibi bileşikler. Bunlar beyinde seratonin hormonunun salgılanmasını sağlayarak insanın daha mutlu olmasını sağlıyorlar.

    Kafein
Dünyanın en çok tüketilen içecekleri arasında yer alan kahvenin ve çayın en büyük sırlarından biri olan kafein, insan psikolojisini derinden etkileyen bir bileşik. Uyandırıcı, dikkat artırıcı, reaktif bir etkiye sahip olan kafeinin çeşitli araştırmalarla sinirlilik, anksiyete gibi negatif etkileri azaltıcı bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor. Kafein, beyindeki adenozin reseptörlerini bloke ederek baş ağrısı, uyku sersemliği, yorgunluğa da etki ediyor.

    Omega-3
Balık, ceviz, keten tohumu, yumurta, taze fesleğen, asma yaprağı gibi besinlerde çok fazla bulunan omega-3, içindeki yağ asitleri sayesinde psikolojik mod üzerinde olumlu etkilere sahip bir diğer besin. Omega-3 içerisinde yer alan dokosaheksaenoik asit ve eikosapentaeonik asit beynin fonksiyonları ve gelişimi üzerinde doğrudan etkilere sahip. Araştırmalar bunu biraz daha ileriye götürerek omega-3’ün majör depresyon, şifozreni , bipolar bozukluk, madde bağımlılığı gibi birçok hastalık üzerinde de etkileri olduğunu ortaya koyuyor.

    Brokoli
Son döneme ait birkaç araştırma demir içerikli besinlerin de insan vücudu üzerinde psikolojik etkileri olduğunu gösteriyor. Demirden zengin brokoli, kuşkonmaz, maydanoz, deniz ürünleri, bazı et ürünleri, kuruyemişler depresif mod, uyuşukluk, dikkat sorunları gibi psikolojik rahatsızlıkların üzerinde pozitif etkilere sahip. Özellikle diyet yapan kişilerde sıkça görülen demir eksikliği sorunu, uzun vadede psikolojik etkilerin doğmasına da neden oluyor.

    Folik Asit
Özellikle hamilelik sürecinde bebek ve anne sağlığı üzerinde birçok olumlu etkileri bulunduğu bilinen folik asit, aynı zamanda beyin üzerinde de önemli bir role sahiptir. Toplumun genelinde görülen folik asit eksikliği, genellikle depresif modla birlikte anılır. Psikiyatrik hastalıklara sahip birçok kişinin bozuk ya da yanlış beslenme alışkanlıkları yüzünden folik asit eksikliğine sahip olduğu biliniyor. Koyu ve yapraklı sebzeler, portakal, greyfurt, tam buğdayda sıkça bulunan folik asit, fiziksel olduğu kadar psikolojik etkilere de sahip.

PEKİ BESİNLERİN EKSİK VEYA FAZLA KULLANIMINDA RUH HALİMİZ?

Karbonhidratları kısıtlamak;

    Karbonhidrat yıllarca, pek çok kişi tarafından çokça kötülendi. Ancak, vücudun Serotonin salgılayabilmesi için karbonhidrata ihtiyacı vardır. Sertonin hormonu iyi hissetmeyi sağlar, iştahı bastırır ve sakinleştirir. Bu nedenle düşük karbonhidrat tüketen bir birey daha sinirli, depresif ve gergin olur. Burada dikkat edilmesi gereken nokta bahsedilen karbonhidratın sadece çikolata, pasta veya börek olmamasıdır. Dengeli beslenme konseptinde bahsedilen karbonhidrattan kasıt tam tahıllar (tam buğday, çavdar ekmeği, bulgur pilavı, kepekli makarna, kepekli pirinç), meyve ve sebzelerdir. Bu besinler günlük beslenmeye dahil olduğu takdirde abur cubur yiyeceklere daha az ihtiyaç duyulup daha az tüketilecektir. Kendini kötü hissettiğin ve abur cubur tüketmek istediğin durumlarda, meyve, yağsız patlamış mısır, kepekli bisküvi gibi seçimler yaparak kısa sürede daha iyi hissedip, zararlı yiyecek tüketme isteğinin azaldığını göreceksin.

Omega 3 yağ asitlerini yetersiz almak;

    Omega 3 somon, sardalya, uskumru gibi yağlı balıklarda zengin olarak bulunur. Omega 3 yağ asitleri bellek gelişiminde ve ruh halinin iyileştirilmesinde önemlidir. Araştırmalar düşük omega 3 seviyelerinin depresyon, karamsarlık gibi psikolojik bozukluklara neden olduğunu göstermektedir. Haftada 2 kez balık tüketilmelidir. Omega 3 ün diğer kaynakları ise; keten tohumu, ceviz, semizotu, kanola yağı, omega 3 ile zenginleştirilmiş yumurtalardır.

Önemli bazı besinleri almamak;
    Demir eksikliği depresyon, yorgunluk, dikkatsizlik gibi durumlara neden olur. Demir içeriği yüksek besinler; kırmızı et, yumurta, kuru meyveler, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagillerdir. Kişide içe dönüklük, yorgunluk ve özgüvende düşüklük gibi etkiler yaratan bir diğer element eksikliği ise tiamindir. Tiamin içeriği yüksek besinler tahıllar, et, yumurta, kuru baklagiller, bezelye, yer fıstığıdır. Son olarak folik asit, depresyon belirtilerinin hafiflemesini sağlaması itibariyle bu konu başlığı altında bahsedilmeden geçilmemelidir. Folik asit içeriği yüksek besinler; koyu yeşil yapraklılar, greyfurt, mandalina, portakal, fındık, ceviz, badem ve tam tahıllılar olarak gruplanabilir.

Çok fazla yağ tüketmek;
    Patates cipsi hem ruhsal durum hem de bel çevresinde oluşacak yağlar için iyi değildir. Yağlı seçimler- özellikle de doymuş yağ içeriği yüksek olan birdiyetdepresyon ve demansa (bunamaya) neden olabilir. Yüksek seviyede yağ içeren besinlerin sindirimi zordur, bu nedenle tüketildikten hemen sonra halsizliğe yol açabilir.

Aşırı kafein tüketmek;
    Günde 2 fincandan fazla kafein tüketimi sinirlilik, endişe gibi ruh hallerinin oluşmasına neden olabilir. Bu durum daha fazla kalori almaya, dolayısıyla kilo alımına zemin hazırlar. Bunun yerine su tüketimini artırmak faydalı olacaktır. Bitki çayları (yeşil çay gibi), süt veya ayran da kahveye alternatif içecek olarak tüketilebilir.

 

Kaynakça:

 Yrd. Doç. Dr. İsa Korkmaz, Konya Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi,26.02.2003.QUİCK SİGORTA/YAŞAM- İnsan psikolojisini doğrudan etkileyen 5 besin, 23 HAZİRAN 2017.

Aziz Azad DURAL, Anka Enstitüsü KATEGORİ: Makale, Yaşam, Sağlıklı Beslenme, Yaşam.

Hakkında: Ayşe Nur Yeşil

merhabalaar...🖐İstanbul Gelişim Üniversitesinde İngilizce Beslenme ve Diyetetik okuyorum.Araştırmayı,okumayı seviyorum.Özellikle güncel konular hakkında.Yazılarımı paylaşmaktan şimdiden keyif almaya başladım.Umarım sizlere de yararlı şeyler katabiliriz.Tüm okurlara iyi keyifler😊 Unutmayınız her işin başı sağlık ...

Buna da bakın

Wilson Hastalığı Nedir ?

Wilson Hastalığı Nedir ?

    Wilson hastalığı bakır metabolizmasının nadir rastlanan otozomal resesif bir hastalığıdır.Hastalığın karaciğer,serebral korteks, serebellum, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir