Başlangıç / Beslenme Tavsiyeleri / Yüksek Proteinli Diyetlerin Vücuttaki Etkileri Nelerdir?

Yüksek Proteinli Diyetlerin Vücuttaki Etkileri Nelerdir?

 

  Diyette proteinlerin varlığı; vücut proteinlerinin sentezlenmesi, sinyallerin iletimi, glisemik düzen, doygunluk, hormon uyarımı; dokular, hücreler ve organların yapıtaşlarını oluşturur. Büyüme ve gelişme için elzemdir.

  19. yüzyılın sonlarında bireylerin günlük protein ihtiyacını saptamak için popülasyonun ortalama protein alımı hesaplanmış ve bu da 118 gram/gün bulunmuştur. 20. Yüzyılda ise bu değerler için azot dengesinin bilinmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu sayede araştırmacılar 118 gram/gün proteinin aslında yarısının bile insan vücudu gereksinimlerini karşılayacağını bulmuşlardır. 1985 yılında FAO/WHO ve United Nations Üniversitesinin yayınladığı ortak bir raporda protein ihtiyacını 0.6 gram/kg belirlemiş. Günümüzde ise RDI’nın önerisi popülasyonun %97.5’ini karşılayan protein ihtiyacının 0.8gram/kg olduğunu belirtiyor. Bu miktarın sağlıklı bireylerde böbrekte hasar oluşturmadığı bulunmuştur. Kabul edilebilir makro besin  dağılımına (AMDR) baktığımız zaman proteinler enerjinin yüzde 10-35’ini oluşturmaktadır. Yüzde 35’in üzeri yüksek proteinli diyetler sınıflamasına girer.

  Yüksek proteinli beslenmenin yüksek karbonhidrat veya yağlı beslenmeye göre daha fazla doyurucu olduğu bilinmektedir. Bunun beynin limbik sistemlerini uyararak açlık hissini azalttığı ve  gıda alımının azalmasıyla ilişkili olduğu bulunmuştur. Farelerde yapılan bir araştırmada yüksek protein ile beslenmenin oreksijenik nöronları azalttığı görülmüştür. Araştırmalar doyma etkisinin kısmen ince bağırsaktan salgılanan GLP-1 ve PYY hormonlarının etkisine bağlı olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda yüksek proteinli beslenmenin karbonhidrat ağırlıklı beslenmeyi  önlemesinden dolayı da kilo kaybı ile ilişkisi vardır.

  Termogenez, proteinler için diğer makro besinlerden daha yüksektir. Diyete bağlı termogenez, protein alımından sonra ∼30%, ancak karbonhidrat alımından sonra % 10 ve yağ alımından sonra % 5 artar. Bu da proteinlerin -özellikle hayvansal protein- enerji açığı oluşturmada daha etkin olduğunu göstermektedir.

KEMİK SAĞLIĞI

  Özellikle yaşlı popülasyonda kemik kırığı riski çok yüksektir. Yaşlılarda > 0.8 gram/kg protein tüketiminin faydalı olabileceği gösterilmiştir çünkü yaşlılarda vücudun proteini kullanımı daha az etkilidir. Bir çalışmada artan diyet proteininin kalça kırığı riskinin azalması ile ilişkili  olduğu görülmüştür.   

  Yüksek protein tüketiminin bağırsak kalsiyum emilimini arttırdığı gösterilmiştir. Bağırsaktan emilen kalsiyum miktarı, salgılanan paratiroid hormonunun miktarı ile ters orantılıdır; bu, kemik yıkımını azaltarak kemik sağlığına yarar sağlayabilir. 

  Farklı çalışmalarda ise yüksek proteinli diyetlerin kemiklere zarar verebileceğini gözlemlendi, çünkü böbreklerin amino asit metabolizmasından kalan asit yükünü tamamen etkisiz hale getiremeyebileceği  ve bu yüzden de kemik tarafından tamponlama (kalsiyum-karbonat salınımı) gerekebileceği düşünülmektedir.

BÖBREK SAĞLIĞI

  Protein tüketimi arttıktan sonra glomerüler filtrasyon hızının (GFR) arttığı gösterilmiştir. GFR’deki uzun süreli yükselme böbrek için zararlı olabilir. Bununla birlikte, yüksek proteinli bir diyetin mevcut böbrek fonksiyon bozukluğu olan kişilere zararlı olduğu kabul edilmekle birlikte, yüksek protein alımının sağlıklı bireyler için tehlikeli olduğuna dair çok az kanıt vardır.  

   Yüksek proteinli diyetler böbrek taşı oluşumu riski ile ilişkilendirilmiştir. Yapılan bir çalışmada, hayvansal protein tüketimi ile böbrek taşı oluşumu arasında pozitif bir ilişki olduğu gözlenmiştir . 

  Başka bir araştırma 1 yıl boyunca yüksek proteinli diyet ile (2.51-3.32gram/kg) beslenen erkeklerde karaciğer, böbrek ve kan lipitleri üzerinde zararlı bir etki olmadığını ve de yağ kütlesinde artış olmadığını göstermiştir.

  Bazı araştırmacılara göre yüksek proteinli -özellikle fazla et tüketimi-  doymuş yağ ve kolesterol alımı nedeniyle koroner kalp hastalığı riskinde artışla  ilişkili olabilir.

  Farklı bir çalışmada denekler üç gruba ayrıldı . Birinci gruba düşük protein ( toplam enerjinin % 5’i), ikinci gruba normal protein (% 15) ve üçüncü gruba ise  yüksek protein (% 25) verildi. Sekiz haftalık bir tedavi periyodundan sonra, her üç grupta da yağ kütlesi eşit şekilde arttı (~ 3.5 kg); Ancak, yağsız vücut kütlesi, düşük protein grubunda; normal ve yüksek protein grubundaki kazancın aksine, 0.7 kg azalmıştır.  Bu araştırmaya göre artan protein tüketimi yağ kazanımına etki etmemiş fakat yağsız kütle kazanımına olumlu bir şekilde etki etmiştir.

SONUÇ

  Ortalama olarak 1,5 gram / kg protein alımı, çoğu birey için kabul edilebilir protein alım aralığına ( AMDR % 10-35) dahil edilebilir. Fakat şu anda > 0,8 gram /kg protein tüketimi için nesnel bir standart yoktur. Yüksek proteinli diyetler için bir üst limit belirtilmemiş olup, bunun belirlenebilmesi için daha uzun süreli çalışmaların yapılmasına ihtiyaç vardır.

 

Kaynakça

Antonio, Jose et al. “A High Protein Diet Has No Harmful Effects: A One-Year Crossover Study in Resistance-Trained Males.” Journal of nutrition and metabolism vol. 2016 (2016): 9104792. doi:10.1155/2016/9104792

 Antonio, Jose et al. “The effects of consuming a high protein diet (4.4 g/kg/d) on body composition in resistance-trained individuals.” Journal of the International Society of Sports Nutrition vol. 11 19. 12 May. 2014, doi:10.1186/1550-2783-11-19

Astrup, A et al. “The role of higher protein diets in weight control and obesity-related comorbidities.” International journal of obesity (2005) vol. 39,5 (2015): 721-6. doi:10.1038/ijo.2014.216

Cuenca-Sánchez, Marta et al. “Controversies surrounding high-protein diet intake: satiating effect and kidney and bone health.” Advances in nutrition (Bethesda, Md.) vol. 6,3 260-6. 15 May. 2015, doi:10.3945/an.114.007716

Delimaris, Ioannis. “Adverse Effects Associated with Protein Intake above the Recommended Dietary Allowance for Adults.” ISRN nutrition vol. 2013 126929. 18 Jul. 2013, doi:10.5402/2013/126929

 

 

 

 

 

 

Hakkında: Zümra Fındıkçı

Zümra Fındıkçı
1998 İstanbul doğumluyum. İstanbul Bilgi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik 4. sınıf öğrencisiyim. Mesleğe adım adım yaklaştıkça öğrendiğim yeni bilgileri sizlerle paylaşabildiğim bir platformda yazabildiğim için çok mutluyum. Bilginin paylaştıkça çoğaldığına inanıyorum . Hipokrat'ın '' Bırak yiyecekler ilacın olsun'' sözünü buraya da yazmadan edemeyeceğim. Herkese keyifli okumalar diliyorum. [email protected]

Buna da bakın

izotiyosiyonatlar

İzotiyosiyonatların Önemi Nedir?

Epidemiyolojik veriler yüksek sebze ve meyve alımı ile düşük kronik hastalık riski arasındaki ilişkiyi desteklemektedir. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir