Başlangıç / Genel / Romatoid Artrit ve Beslenme İle İlişkisi

Romatoid Artrit ve Beslenme İle İlişkisi

Romatoid artrit (RA), eklem tutulumu ve sistemik özelliklerle karakterize, kronik, otoimmün ve inflamatuar bir hastalıktır.

Romatoid Artrit Oluşumu

Sigara içimi, hava kirliliği, diyet ve enfeksiyonlar gibi çeşitli çevresel faktörler, semptomların başlangıcından yıllar önce otoantikorların ortaya çıkmasına sebep olur. Ayrıca diyet, hastalığın gelişiminde rol oynayan mikrobiyota bileşimini etkileyen önemli bir faktördür.

Romatoid Artrit ve Beslenme İlişkisi

Karbonhidratların kalitesi (glisemik indeks), diyetin karbonhidrat miktarına göre sistemik inflamasyon üzerinde daha güçlü etkiye sahiptir. Yüksek lif alımı ile kan CRP düzeylerinde ve inflamasyon düzeylerinde azalma görülmektedir.

Aşırı kırmızı et tüketimi ve yüksek protein alımı, artmış inflamatuar artrit riski ile ilişkilendirilmiştir.

Süt ürünleri ile RA arasındaki ilişkiye bakıldığında bazı çalışmalara göre ilişki yok, bazıları hastalıkla negatif, bazıları ise hastalık ile pozitif fakat anlamlı olmayan bir ilişki içerisindedir.

Bazı çalışmalarda omega 3 yağ asitleri romatoid artrit için koruyucu görünmektedir. RA’lı hastalarda omega 3’ün ağrı üzerindeki etkisine ilişkin sistematik bir derlemede, 1985 ile 2013 yılları arasında 1143 hastayı içeren 18 randomize klinik çalışmanın sonuçları dahil edilmiştir. Hastalara 3 aydan 1 yıla kadar  günde 2,1 ile 9,1 gram dozunda omega-3 verilmiştir. Ağrı, hem hastalar hem de doktorlar tarafından değerlendirilmiş ve 18 çalışmadan 10’u omega-3 takviyesi  alan hastalarda ağrıda azalma olduğunu doğrulamış, çalışmaların çoğunda günlük 3 ile 6 gramlık takviye verilmiştir. 

Bir çalışmada mantar, turunçgiller ve süt ürünleri tüketimi RA üzerinde koruyucu bir etki gösterirken, patates tüketimi risk artışı ile ilişkilendirilmiştir.

Başka bir çalışmada patates, domates ve patlıcan artmış RA riski ile ilişkilendirilmiştir.

Yüksek şekerli içecek tüketimi, RA gelişimi ile ilişkilendirilmiştir.

Bir çalışma, düzenli olarak tatlandırıcı içeren soda tüketiminin RA riskini artırdığını göstermiştir.

20-30 yaş arası 1209 yetişkinin katıldığı kesitsel bir çalışmada, haftada en az 5 kez yüksek fruktozlu mısır şurubu, şekerli alkolsüz içecekler, meyveli içecekler  gibi fruktoz yönünden zengin şekerli içecekler tüketen katılımcılarda artrit gelişme riski üç kat daha yüksek bulunmuştur.

Mikuls vd. günde 4 veya daha fazla fincan kahve tüketen tüketicilerde seropozitif RA riskinin arttığını, günde 3 fincandan fazla çay tüketen tüketicilerin ise azalmış bir risk gösterdiğini bulmuşlardır.

RA hastalarında yapılan bir çalışmada, 1 yıl boyunca takip edilen glütensiz vegan diyetin, hastalık aktivitesinde bir azalma ile ilişkili olduğunu gösterilmiştir.

Birkaç epidemiyolojik çalışma, serum 25 (OH) D konsantrasyonları ve RA hastalığı arasında ters bir ilişki olduğunu bildirmiştir. Bir çalışmada D vitamini alan RA hastalarında hastalığın alevlenmesinde ve ağrı seviyelerinde düşüş gözlenmiştir. D vitamini takviyesi, yerleşik RA’da kemik sağlığı, antienflamatuvar özellikleri ve potansiyel olarak hastalık aktivitesi üzerindeki yararlı etkisi için önemlidir.

Toplam 13.562 RA hastası ve 400.609 katılımcıyı içeren 13 çalışmanın incelemesinde, hem obezite hem de fazla kilonun RA riskini artırdığı doğrulanmıştır.

Romatoid Artrit Gelişimi İle İlişkilendirilen Besinler

Gluten ve süt proteinleri daha az kanıta sahiptir. Şekerle tatlandırılmış içecekler, tuz, alkol , yüksek glisemik indeksli besinler ve kahveden kaçınılmalıdır.
Yüksek kalori alımından kaçınılmalı ve varsa obezite tedavi edilmelidir. Aynı zamanda obezite önlenmelidir.
Kırmızı et alımı sınırlandırılmalıdır. (Philippou ve arkadaşlarına göre 1-2 kez /ay)

 

Kaynakça

Gioia, Chiara et al. “Dietary Habits and Nutrition in Rheumatoid Arthritis: Can Diet Influence Disease Development and Clinical Manifestations?.” Nutrients vol. 12,5 1456. 18 May. 2020.

Skoczyńska, Marta, and Jerzy Świerkot. “The role of diet in rheumatoid arthritis.” Reumatologia vol. 56,4 (2018): 259-267. 
 

 

 

Hakkında: Zümra Fındıkçı

Avatar
İstanbul Bilgi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden yüksek onur öğrencisi olarak derece ile mezun oldum. İstanbul şehrinde Zümra Fındıkçı Beslenme ve Diyet Danışmanlığı Merkezi'nde yüz yüze hizmet vermekteyim. Edindiğim yeni bilgileri sizlerle paylaşabildiğim bu platformda yazabilmek benim için oldukça önemli çünkü bilginin paylaştıkça çoğaldığına inanıyorum . Hipokrat'ın '' Bırak yiyecekler ilacın olsun'' sözünü buraya da yazmadan edemeyeceğim. Herkese keyifli okumalar diliyorum. zumrafindikci@hotmail.com

Buna da bakın

Nedir bu Probiyotik, Prebiyotik, Postbiyotik Meselesi?

Bu günlerde çok konuşulan probiyotik, prebiyotik ve postbiyotik karmaşına biraz olsun açıklık getirmek için hem bir moleküler biyoloji ve genetik mezunu gözüyle hem de bir diyetisyen yorumuyla konuyu açıklağa kavuşturmak adına bu yazıyı kaleme aldım. Umarım aradığınız cevapları bulursunuz. Kafanıza takılan bir sorunuz olursa bana ulaşmaktan çekinmeyiz. Sorularınızı heyecanla bekliyorum :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir