Başlangıç / Hastalıklar / Nörogelişimsel Bozukluklarda Beslenme

Nörogelişimsel Bozukluklarda Beslenme

Nörogelişimsel bozukluklar, beyin veya merkezi sinir sistemi hasarıyla karakterize, büyümekte olan çocuğun duygu durumunu, öğrenme kabiliyetini ve hafızasını etkilemek de kısacası anormal beyin fonksiyonu belirtilmekten ileri gelen bir bozukluk oluşumu olmaktadır.

Beyin gelişim bozukluklarının nedenleri henüz yeterince aydınlatılmamış olmakla birlikte, olası etkili faktörler arasında genetik geçiş, immün bozukluklar, beslenme bozukluğu, fiziksel travma, çevresel toksisite, ilaçlar, bulaşıcı hastalıklar (kızamık, toksoplazma, menenjit, ensefalit vb) ve şiddetli yoksunluktan meydana gelmektedir. En yaygın NB; serebral palsi, düşük IQ, öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu (DEHB), otizm ve gelişme geriliğinden oluşabilmektedir.

Nörogelişimsel Bozukluğu Olan Çocuklarda Beslenmenin Önemi

Nörolojik bozukluğu olan çocukların beslenme planı değerlendirilip geliştirilirken birçok faktör göz önünde tutulmalıdır aslında.

Bu çocukların beslenme durumu ,büyüme hızı ve son olarakta vücut kompozisyonu sağlıklı çocuklardan farklı olduğunu bilmek gereklidir. Öncelikle bu çocukların enerji ihtiyacını belirlemek zor olduğu bilinmelidir. Bu durumlar göz önüne alınaraktan bir beslenme planı uygulamalıyız.

DSM V ‘e Göre Nörogelişimsel Bozuklukların Sınıflandırılması

A)Entelektüel Yetersizlikler

B)İletişim Bozuklukları ,

C)Otizm Spektrum Bozukluğu (OBS),

D)Dikkat Eksikliği / Hiperaktive Bozukluğu ,

E)Spesifik Öğrenme Bozukluğu ,

F)Motor Bozukluklar ,

G)Diğer Nörogelişimsel Bozukluklar.

ENTELEKTÜEL YETERSİZLİKLER

Zihinsel fonksiyonlarda, belirgin yetersizliklerin olduğu, günlük sosyal ve pratik yaşam becerisini kısıtlayan bozukluktan oluşmaktadır.

Genelde 18 yaşından önce ortaya çıkar. Zihinsel engelli bireylerin yaşam tarzlarında ,sağlık problemlerine yol açabilecek birçok risk faktörü görülmektedir. Zihinsel engelli çocuklar, sağlıklı çocuklara kıyasla fiziksel yönden daha da az aktif olmaktadırlar. Bu tarz çocuklarda fiziksel aktivite düzeyi, hafta da en az 3 kez 30 dakika olan fiziksel aktivite uygulamasına malesef ulaşılmamaktadır. Dolayısıyla ”OBEZİTE ” görülme sıklığı daha yüksek olup ve viresal yağ dokusu nedeniyle komorbiditelerin görülme riski artmış olur.

Yeme ve beslenme bozukluğu, çocuklarda yetersiz beslenme ya da ”OBEZİTE’ye ” neden olabilir. Bunun için malnutrisyonlu ve obeziteden korunmak için öncelikle bu bozukluklar düzeltilmelidir.

İLETİŞİM BOZUKLUKLARI

Kavramları algılama, işleme, yanıtlama veya sözlü, sözsüz ve grafik sembolleri algılama yeteneğinde bir çeşit bozukluk türüdür.

Bir iletişim bozukluğu işitme, dil veya konuşma süreçlerinde dikkat çekebilirler. Aslında iletişim bozukluğu primer olabilir yahut diğer bir iletişim bozukluğu nedeni ile oluşmuş olabilir. Bu tür bozukluğu olan bireyler için henüz önerilen beslenme müdahalesi yoktur.

Enerji, protein ve diğer makro ve mikro besin öğeleri gereksinimleri belirtilmesi ve de besin alımı yetersiz ise beslenme müdahaleleri ve desteği yapılmalıdır.

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU (OSB)

OSB, yaşamın ilk 3 yılı içinde ortaya çıkan ve beynin normal gelişimini, sosyal ve iletişim becerilerini etkileyen bir tür gelişim bozukluklarından oluşmaktadır.

Newschaffer otistik bozukluklar için risk etiyolojisi ise 4 grupta incelenmektedir .Bunlar; Annenin Genetik Yatkınlığı, Anneye Etki Eden Çevresel Faktörler, Çocuğun Genetik Yatkınlığı ve son olarakta Çocuğu Etkileyen Çevresel Faktörler’dir. OSB’li çocuklarda; yeme, davranış ve beslenme sorunları dikkate alınmalıdır. Ayrıca otistik çocukların, otistik olmayan çocuklara göre daha fazla beslenme sorunlarının olduğuna ve daha dar aralıkta besin tüketimleri var oluşuna dikkat edilmelidir.

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB)

7 (yedi) yaşından önce başlayan, bozulmuş veya azalmış dikkat, dürtüsellik ve hiperaktivite ile karakterize bir çocukluk çağı ruhsal bozukluğunu anlatmaktadır.

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB)/Hiperkinetik bozukluğun (HD) Dünya çapındaki prevelans tahminler ise heterojendir. Halen bu farklılığın nedenleri, yeterince anlaşılmamış olamaktadır.

DEHB’li çocuklarda beslenme durumu; Beynin yeterli beslenme ihtiyacı olan kritik bir yapı olması ve yetersiz beslenmenin DNA sentezi, hücre bölünmesi, myelinasyon, glial hücre, proliferasyonu ve dendritik dallanmayı azaltarak gelişmekte olan beyin işlevleri üzerinde etkili olabileceğini ortaya koymaktadır.

Beslenme faktörlerinin DEHB ile ilişkisi olabileceğinden yola çıkarak yapılan bir çalışmada, Tayvan Taipei Bölgesinde DEHB olan çocuklarda diyet alışkanlıkları ve kan yağ asidi kompozisyonu değerlendirilmiş, DEHB ‘li çocuklarda demir, C vitamini alımı ve plazma alfa-linoleik asit (18:3 , n-6) düzeyinin sağlıklı çocuklardan yüksek olduğu farkedilmiştir. DEHB , olan bu çocukların beslenme alışakanlıklarındaki Demir ( Fe) ve C vitamini alımı dışında fark olmadığını bununla birlikte eritrosit membranlarında fosfolipid yağlı asit bileşiminin sağlıklı çocuklardan farklı olduğu açığa çıkmıştır.

SPESİFİK ÖĞRENME BOZUKLUĞU 

Tanısı; bireyin gelişimsel, tıbbi eğitsel ve aile öyküsünün klinik incelenmesi ile test puanları ve öğretmen gözlem raporuyla belirtilmektedir. Tanı, okuma, yazma aritmetik ya da matematiksel muhakeme becerilerinde kalıcı zorlukların olmasını belirtir.

Belirtiler ,yanlış okuma veya okumada yavaşlık ve güçlük veya yazılı anlatımda zorluk çekmesi vb… En iyi bilinen spesifik öğrenme bozuklukları; disleksi, disgrafi, diskalkuli ve dispraksi ‘dir.

MOTOR BOZUKLUKLAR

Yeterli beslenme, hem normal büyüme ve gelişme hem de normal kemik sağlığı için çok öenmlidir.

Motor bozukluğu olan çocuklar; kas gücünün bozulması nedeniyle düşük kemik kütlesi ve kırık için risk altında olmaktadır.

Tourette Sendromu (TS) motor ve vokal tiklerde azalma ile karakterize edilen bir hastalık türüdür. Standart ilaç genellikle yetersiz kaldığından birçok hasta alternatif tedavi aramaktadır.

Bir çalışmada, TS ‘de yiyecek ve içecek etkisi incelenmiş kola, kahve ve siyah çay gibi kafein ve tein içeren içeceklerin ve koruyucu maddeler ,rafine şeker ve de tatlandırıcıların semptomları ile pozitif korelasyon göserildiği(yani kötüleşme ) bulunmuş olmasıdır.

KAYNAKÇA

Doç.Dr.Aliye ÖZENOĞLU

Arş.Gör.Gökçe ÜNAL

Hakkında: ZehraKurucu

Avatar
Beslenme ve diyet hakkında bilgiler ve makaleler yazmak ve öğrenmektir

Buna da bakın

Romatoid Artrit ve Beslenme İle İlişkisi

Romatoid artrit (RA), eklem tutulumu ve sistemik özelliklerle karakterize, kronik otoimmün ve inflamatuar bir hastalıktır. Romatoid artrit ile beslenme arasındaki ilişki araştırılmaktadır. Genel anlamda obezite, yüksek şeker tüketimi, alkol alımı, omega3 asitlerinin ve lif tüketiminin azlığı romatoid artrit için risk oluşturmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir