Başlangıç / Beslenme Tavsiyeleri / Obezite, Mikrobiyota ve Probiyotikler

Obezite, Mikrobiyota ve Probiyotikler

Obezite Nedir?

Dünya Sağlık Örgütü tanımına göre obezite, sağlığı bozacak derecede vücutta anormal veya aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanır. Bir başka tanımla obezite, bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu, boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının istenen düzeyin üzerinde olmasına denir.

Kronik bir halk sağlığı sorunu olan obezitenin; yaş, eğitim düzeyi, cinsiyet, beslenme alışkanlıklarının farklılığı, sigara ve alkol tüketimi ve fiziksel aktivite yetersizliği gibi birçok sebebi vardır. Başta kardiyovasküler hastalıklar olmak üzere tip 2 diyabet, üreme bozuklukları, osteoartrit, uyku apnesi ve bazı kanserler gibi pek çok hastalık ile yakın ilişkilidir.

Obezitenin tedavisi ikiye ayrılır:

  1. Yaşam tarzı değişikliği (Diyet, egzersiz, davranış tedavisi).
  2. Medikal tedavi (Farmakolojik tedavi ve cerrahi tedavi).

Obezite tedavisinde en başarılı yöntemler, kişiye özel diyet ve düzenli egzersiz programlarının planlanıp, uygulanmasıdır.

Mikrobiyota Nedir?

Mikrobiyota bir organ gibi düşünülebilir. İntestinal ekosistemde trilyonlarca mikroorganizma bulunur. Bakteriler, virüsler, funguslar gibi pek çok mikro-ökaryottan oluşan bu mikroorganizmalar normal şartlarda dengede olup, beslenme ve çevresel etkilerle değişim gösterirken; en çok bu dengeyi etkileyen faktör beslenmedir. ”Sağlığımız, davranışlarımız, ruh halimiz sadece ne yediğimize veya ne yaptığımıza değil, aynı zamanda neye konak olduğumuza da bağlıdır”.

İnsanın çoğu zaman yarar sağladığı mikroorganizmalar mikrobiyota ya da mikrobiyom olarak adlandırılır. Mikrobiyota, vücudumuzda yaşayan mikroorganizmaların tamamına verilen isimdir. Mikrobiyom ise insanlarla mutualist (vücuda yarar sağlayan) ya da kommensal (zarar vermeden yaşayan) olarak yaşayan mikroorganizmaları belirtmektedir.

Stres, depresyon, duygu durum bozukluğu gibi psikiyatrik ve pek çok nörolojik hastalığın altında yatan sebep bağırsaklarımız olabilir. İnsülin direnci, tip 1 ve tip 2 diyabet, hipotiroid, alerji, kanser gibi birçok kronik hastalığın dengesi bozulmuş mikrobiyota kaynaklı olduğu belirlenmiştir.

Bağırsak mikrobiyotası, doğum şekli, anne sütü alımı, antibiyotik kullanımı ve beslenme gibi değişik faktörlerden etkilenir. Bunlardan beslenme düzenlenebilir olması nedeniyle gün geçtikçe büyük ilgi çekmektedir. Bu durumda şimdi beslenme ve mikrobiyata ilişkisini incelersek:

Anne Sütünün Bağırsak Mikrobiyotasına Etkileri

  • Doğumda insanlar sterildir.
  • Anne sütü, mikrobiyotayı etkileyen ilk diyetsel etmendir. 
  • Anne sütü; prebiyotik ve probiyotikleri bir arada içeren çok güçlü sinbiyotik bir besindir.
  • Anne sütü bağırsakta bulunan Bifidobacterium (yararlı bakteriler) sayısını artırır.
  • Ek besinlere geçişte seçilen beslenme tipi ve şekli mikrobiyotayı şekillendirmede etkilidir.
  • Ortalama 2-3 yaşta bağırsak mikrobiyotası yetişkin mikrobiyota seviyesine ulaşır.

Diyet Karbonhidratlar ve Posanın Bağırsak Mikrobiyotasına Etkisi

  • Antiinflamatuar, immünomodülatör ve antikarsinojenik etkileri ile metabolizma için önemlidirler.
  • Açlık-tokluk sinyallerinin oluşumunda görev alırlar.

Diyet Proteinlerinin Bağırsak Mikrobiyotasına Etkileri

  • Yapılan bir araştırma sonucuna göre, kırmızı et tüketiminin fazla olduğu dönemde kırmızı et tüketiminin olmadığı döneme göre, Bifidobacterium adolescentis sayısında düşüş olduğu görülmüştür.
  • Mikrobiyota için, diyet proteini gerekenden fazla ise sınırlama yapılmalıdır.
  • Ayrıca, diyete bitkisel protein kaynakları eklenmelidir.

Diyet Yağlarının Bağırsak Mikrobiyotasına Etkileri

  • Fazla yağlı diyetler mikrobiyal çeşitliliği azaltır ve bifidobakteri sayısını düşürür.

Vitaminlerin Bağırsak Mikrobiyotasına Etkileri

  • B ve K vitaminlerini bağırsaktaki bakterilerin seztezleyebildiği bilinir.
  • Yapılan bir çalışmada 3-4 hafta K vitamininden fakir beslenen insanlarda vitamin yetersizliği görülmemiş ancak antibiyotik tedavisi alan kişilerde plazma protrombin düzeylerinde belirgin bir düşüş olmuştur.

Probiyotik Nedir?

Probiyotik Yunanca kökenli ‘yaşam için’ anlamı taşıyan bir kelimedir. Gerekli miktarda tüketildiğinde/alındığında, konağın barsağındaki mikroorganizma dengesini iyileştiren, konağın sağlığı üzerinde faydalı olan canlı mikroorganizmalara probiyotik denir. Bir mikroorganizmanın probiyotik olarak kabul edilebilmesi için; insan kaynaklı olma, mide asiti ve safra asitlerine karşı dirençli olma, barsaklarda kolonize olabilme, stabil olma, canlı olma, besinlere ilave edildiğinde canlılığını kaybetmeme, patojen bakterileri inhibe etme, antibiyotiğe karşı dirençli olma gibi pek çok özelliğe sahip olmalıdır.

Probiyotikler esasında laktik asit bakterileridir. Probiyotiklerin sadece takviye olarak alınması gerektiğini düşünmemeliyiz. Çünkü, birçok besinde probiyotik bulunmaktadır. Fermente süt ürünleri, turşu, çiğ sucuk, probiyotik yoğurt, ekmek, bira, şarap, kefir, kımız, boza, tereyağı, tarhana, şalgam suyu ve zeytin bazı önemli probiyotik gıdalardandır.

Probiyotik bakterilerin sağlık üzerine birçok olumlu etkisi vardır. Bunlardan bazıları: laktoz toleransı azaltma, hastalık yapan virüs ve bakterilerin gelişmesini engelleme, vitamin üretimi, serum kolesterol düzeyinin düşürülmesi, tümör oluşumunu inhibe etme, diyareyi önleme, kalsiyum emilimini geliştirme, antikanserojen etki ve bağırsak mikrobiyota dengesini düzenlemedir.

Probiyotik bakteriler, mikrobiyota dengesinin sağlanması için en etkili ajan olarak kabul edilirler. Bu yüzden diyetin mikrobiyota üzerine etkisi incelenirken; fermente besinlerle alınan mikroorganizmaların mikrobiyota üzerindeki etkisi önemli ve dikkat çekicidir.

Probiyotik bakterilerin Chron’s hastalığı, ülseratif kolit ve irritabl bağırsak sendromu gibi gastrointestinal sistem hastalıklarında tedavi edici etkisi görülürken; obezite gibi pek çok hastalık üzerinde olumlu etkileri vardır ve bunu bağırsaktaki bakteri kompozisyonunu değiştirerek yapmaktadırlar. Birçok araştırmada düzenli probiyotik alımının total bakteri yükünün yanında Bifidobacteria ve Lactobacilli türlerinde artış olduğu gözlenmiştir.

Sonuç

Mikrobiyota günümüzde pek çok hastalığa etki eden bir faktör olarak kabul edilmektedir. Beslenme mikrobiyotayı etkileyen en önemli etmenlerden biridir. Yapılan çalışmalar sonucunda insan bağırsak mikrobiyotası ve obezite arasında ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Mikrobiyotanın sağlıklı hale getirilmesi obezite ve pek çok kronik hastalıktan korunmak için önemlidir. Probiyotik alımının mikrobiyotayı olumlu etkilediği düşünülmektedir.

Mikrobiyotanın düzenlenmesi için probiyotik bakterileri doğal olarak içeren ve zenginleştirilmiş gıdaların diyette tüketilmesi ve/veya probiyotik bakterilerin suplementasyon yolu ile diyette alınması önerilir. Çalışmalarda sağlık problemine uygun probiyotik türün tüketilmesi ve tüketim süresinin en az sekiz hafta olması, en etkili sonucun elde edilmesi açısından önemlidir. 

Mikrobiyotanın dengesini sağlamak, toplumda farkındalığın ve probiyotik bakterilerle ilgili bilgi düzeyinin artırılması önem taşımaktadır.

KAYNAKÇA


Aksu F, Kahraman T, Altunatmaz S. Probiyotik gıdalar ve insan sağlığı üzerindeki etkileri. Anadolu Bil Meslek Yüksekokulu  Dergisi, 2010, (19), 90-95.

Arslan N. Obezite ile Barsak Mikrobiyotası İlişkisi ve Obezitede Prebiyotikler ve Probiyotiklerin Kullanımı. Beslenme Ve Diyet Dergisi, 2014, 42(2), 148-153.

Bakır BO. Prebiyotik, Probiyotik ve Sinbiyotiklere Genel Bakış. Beslenme Ve Diyet Dergisi, 2012, 40(2), 178-182.

Cebioğlu İ, K.Önal AE.  İstanbul’da Bir İlçede Erişkinlerde Probiyotik ve Prebiyotik Tüketimi ile Obezite Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Dergisi, 2019,  2(2), 55 – 63.

Durmaz B. Bağırsak mikrobiyatası ve obezite ile ilişkisi. Turk Hij Den Biyol Derg, 2019; 76(3): 353 – 360.

Gülcan E,  Özkan A.  OBEZİTE . Journal of Science and Technology of Dumlupınar University, 2006, (010) , 185-194.

Kayar H, Utku S.  Çağımızın Hastalığı Obezite ve Tedavisi . Mersin Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, 2013 , 6 (2).

Karatay E. Mikrobiyata, Probiyotik ve Prebiyotikler. Anadolu Güncel Tıp Derg 2019; 1(3): 68-71.

Özdemir A, Büyüktuncer Demirel Z. Beslenme ve Mikrobiyota İlişkisi . Journal of Biotechnology and Strategic Health Research, 2017, Mikrobiyota , 25-33.

Şener D. ve ark.   Obezite ve mikrobiyata ilişkisi. 2nd International Eurasian Conference on Biological and Chemical Sciences (EurasianBioChem 2019), June 28-29, 2019 Ankara, Turkey. 











 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hakkında: Dilek Kayaçelik

Dilek Kayaçelik
Merhaba Sevgili Okurlar... Ben öğrenci diyetisyen Dilek KAYAÇELİK. Öğrendiklerimi ve araştırdıklarımı sizlerle de paylaşmak, öğrenirken öğretmek, birlikte öğrenmek için yazıyorum. Önceliğimizin sağlık olduğu, yepyeni bilgiler öğrendiğimiz, keyifli okumalar dilerim.

Buna da bakın

Vejetaryenler Mi Daha Uzun Yaşar, Et Yiyenler Mi?

Vejetaryen beslenme genelde hayvanları ve çevreyi korumak, kronik hastalık risklerini azaltmak için tercih edilen bir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir