Başlangıç / Besinler / PROPOLİS

PROPOLİS

Propolis Nedir?

  • Yunanca bir kelime olan propolis; “pro” (ön, savunma) ve “polis” (şehir) kelimelerin birleşmesiyle oluşmuş olup, arı kolonileri için şehrin savunulması anlamına gelmektedir.
  • Aynı zamanda propolis Yunanca’da “arı zamkı” anlamına da gelmekte ve kovanın açıklıklarının kapatılması için kullanılmaktadır. Kovan girişini daraltarak kovan içerisine yağmacı canlıların girişini önlemek, kovan sıcaklığını sabitlemek, kovan içinde ölen ve taşınamayacak özellikteki canlıların mumyalanması gibi amaçlarla kullanılan propolisin fiziksel ve kimyasal özellikleri ile üretim miktarı elde edildiği bölgenin ekolojik koşullarına, koloni özelliklerine, yıla, mevsime ve tuzak tipine göre farklılık gösterebilmektedir.
  • Bal arılarının kovan güvenliği için ürettiği propolis eski çağlardan beri yaygın olarak kullanılmaktadır. Son yıllarda kullanımı hakkında birçok araştırmanın yapıldığı propolis günümüzde gittikçe önem kazanan doğal bir üründür. Yapısında bulunan bileşenler nedeniyle gıda, ilaç, kozmetik sanayi gibi farklı alanların ilgisini çekmiş olup farklı amaçlarla kullanılmaktadır.
  • Yapılan araştırmalarda antikanserojen, antitümoral etkisinin keşfedilmesiyle de günümüzde en çok ölüme sebep olan hastalıklardan biri olan kanser için bir umut ışığı olmuştur. Bunun yanında biyoaktif bileşenleri nedeniyle farklı hastalıkların tedavisinde ve destekleyici tıp uygulamalarında kullanılmaktadır.   

Propolisin Yapısı

Propolisin fiziksel özellikleri sıcaklığa bağlı olarak değişmekle birlikte 10 ̊C’nin altında kırılgan ve sert bir özelliğe sahipken, 15-25 ̊C’de yumuşak, mum kıvamında bir özellik kazanmaktadır, 60-80 ̊C’de kısmen erimekle birlikte bu bazı örneklerde 100 ̊C’yi bulabilmektedir. Yapışkan özelliği nedeniyle propolis bazı arıcılar tarafından sorun olarak görülmekte ve kovandan kazınarak atılmaktadır.  

Propolisin İçeriği

Propolis elde edildiği kaynağa bağlı olarak;

%40-70 reçine

%3-5 uçucu yağ

%25-30 balmumu

%5 mineral madde, protein ve vitamin gibi diğer maddeler bulunabilmektedir.

Bileşenlerin oranını ve çeşidini bitkilerin çeşidi, arı ırkı, toplandığı mevsim gibi faktörler etkilemektedir. Bu bileşenlerin farklılığı propolisin renginin ve kokusunun da değişmesine neden olmaktadır.  

Yapısında B1, B2, B6, C, A ve E vitamini gibi vitaminlerin yanında Mg, Ca, Mn, K, Na, Fe, I ve Zn vb. yararlı mineraller gibi vücuda alınması gereken 22 besin bulunduran propoliste; polifenoller, aminoasitler, steroidler ve kumarinler bulunmaktadır.

Bu bileşenler içerisinde propoliste 38 farklı bileşeni bulunan flavonoidler, farmakolojik olarak daha yüksek etkiye sahip olup yüksek anti mikrobiyal etkiye sahiptir ve propoliste bu bileşenlerin bir arada bulunması etkisinin artmasını sağlamaktadır. 

Propolis Streptococcus, ve Staphylococcus gibi Gram (+) bakteriler üzerine antibakteriyel, HIV-1 gibi virüsler üzerinde de antiviral etki göstermektedir. Ayrıca SARS ve Cov-2 virüsleri üzerine etkisi hakkında çalışmalar devam etmektedir. Akut enflamasyonunun kontrol altına alınmasının konakçıda meydana gelebilecek tehlikelerin ortadan kaldırılabileceği bulunmuştur. 

 Propolisin yapısında bulunan bileşenler yardımıyla yaşlılar, kanser hastaları ya da ön saflarda bulunan sağlık personeli için riski azaltmak amacıyla kullanılabileceği de bildirilmiştir.  

Apiterapi

Ruhsal ve fiziksel olarak hastalıklardan korunma, tanı koyma, tedavi etmede farklı kültürlerin inançları, teorileri ya da tecrübeleri barındıran bilgi, beceri ve uygulamalarına “geleneksel tıp” adı verilirken yapılan tedavi ülke geleneklerinin parçası değilse ve sağlık sistemi ile birlikte yürütülmeyen bir işlem içeriyorsa “tamamlayıcı tıp” olarak adlandırılmaktadır. Akupunktur, apiterapi, hipnoz, masaj gibi yöntemler “alternatif/tamamlayıcı tıp” yöntemlerindendir. Eski çağlardan beri tıbbi amaçla kullanılan propolis tedavi edilecek hastalığa bağlı olarak krem, damla, kapsül, macun, gargara, losyon, sprey, sakız, şampuan gibi çeşitli şekillerde kullanılabilmektedir.  

Propolisin kalp hastalıkları, şeker hastalığı, nörolojik hastalıklar, deri hastalıkları, kanser, çeşitli enfeksiyonlar, çürüklerin ve yaraların iyileştirilmesi üzerine olumlu yönde katkısı bulunmaktadır. 

Propolisin Çeşitli Sektörlerde Kullanımı

Propolisin belirtilen faydalarıyla insanların eğitim seviyesinin artması ve birlikte daha sağlıklı gıda tüketmek istemeleri üzerine propolisin hangi gıdalarla kullanılabilirliğini sorusu daha da artmıştır. Belirlenen biyoaktif özellikleri nedeniyle propolis ve ekstraktları da fonksiyonel gıda olarak günümüzde de kullanılmaktadır. 

Propolis gıda sanayinde kullanılabildiği gibi losyon, şampuan, diş macunu ve sabun üretimi olmak üzere kozmetik sanayinde; yanık tedavisi, diş sağlığı ve deri sağlığı gibi sorunların tedavisinde kullanılması amacıyla da ilaç sanayinde de ön plana çıkmaktadır.  

İnsan sağlığı ve beslenmesi üzerine kullanılan propolisin hayvan beslenmesi ve sağlığı üzerine de etkisi araştırılmıştır. Yüksek dozda kullanılan propolisin idrar kesesinde tümör olmayan hücre büyümesini arttırdığı ancak düşük dozda kullanımının meme karsinomlarının önlendiği belirlenmiştir. Hayvan beslenmesinde yem katkısının kullanılması neredeyse zorunlu hale geldiğinden, rasyonlarda kimyasal katkı maddeleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak son yıllarda hayvansal üretimde organik ürünlere olan talebin artmasıyla çeşitli doğal kaynak arayışına gidilmiş ve toksik özelliği olmayan propolis alternatif olarak ön plana çıkmıştır. 

Propolisin Sağlık Üzerine Etkisi

Propolisin Kronik Hastalıklar Üzerine Etkisi WHO ve CDC (Hastalık Koruma ve Kontrol Merkezi) tarafından kronik hastalık; bulaşıcı olmayan, genel olarak bir yıl ve daha uzun süren ve sürekli tıbbi müdahale gerektiren günlük yaşamı ve aktiviteleri sınırlandıran durumlar olarak tanımlamaktadır.

En yaygın görülen kronik rahatsızlıklar ise kalp hastalıkları, kanser, Tip 2 diyabet ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olarak sıralamıştır. Bunların haricinde astım, felç, böbrek yetmezliği, hipertansiyon, obezite, alzheimer gibi hastalıklarında dünya çapında yaygın görülen ve ölüme sebep olan kronik hastalıklar arasında olduğu bildirilmiştir. Türkiye’de ise diyabet, kalp damar hastalıkları, kanser, kronik solunum yolu hastalıkları nedeni ile meydana gelen ölümler ölüm oranının %86’sını oluşturmaktadır.  

  • Su ve etanol kullanılarak ekstrakte edilen propolisin şeker hastalığı olanlarda kan şekerini, toplam kolestrolü, düşük yoğunluklu lipoprotein kolestrolü (LDL-C) ve trigliserit seviyesini azaltmakta, yüksek yoğunluklu lipoprotein kolestrol (HDL-C) ve süperoksit dismutaz (SOD) serum seviyesini ise arttırmaktadır. CAPE tedavisinde diyabet kaynaklı körlüğün önlenmesinde retinadaki stresi azaltmaktadır.  
  • Kardiyovasküler hastalıklarda yaygın görülen hastalıklardan biridir ve vücut yağ oranının artması kardiyovasküler hastalıklara neden olmaktadır. Oral yolla propolisin etanolik ekstraksiyonu verilen hastaların ağırlıklarında ve karaciğerde lipit birikiminde azalma belirlendiğinden, kardiyovasküler sistem üzerinde ise propolis ekstratının koruyucu etkisinin bulunmaktadır. Bu bilgilere dayanarak propolisin hiperlipidemik bozukluklara yardımcı gıda takviyesi olarak kullanılabilmesi mümkündür. 
  • Dünya çapında giderek daha yaygın görülen astım bir başka kronik hastalıktır ve astım hastaları günümüzde medikal yöntemlerin yanında alternatif tedavi yöntemlerine başvurmaktadır. Propolis tedavisine sokulan astım hastalarının orta derecede inatçı astımının klinik ve fizyolojik olarak iyileştiği belirlenmiştir. Ayrıca propolis vücudun kendi bağışıklık sistemini de arttırmaktadır.  
  • Oksidatif stres, beyin hücrelerinde zarara yol açmakta ve bunun sonucunda oluşan iskemi nedeniyle felç ve serebral enfarktüs gibi yaygın görülen veya ölümcül olabilen hastalıklar meydana gelmektedir. Propolis ve yapısında bulunan etken maddeler beyindeki hücrelerin nöroproktif etkisini arttırarak beyin hasarını azaltmaktadır. Propolis uygulanan hastalarda kilo kaybı, beyin ödeminde azalma ve nörolojik testlerde iyileşme gerçekleşmektedir. Propolis ve propolisin etken maddeleri birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır.  

Kanser ve Kanser Tedavisinde Kullanılan Yöntemler

WHO (Dünya Sağlık Örgütü)’ya göre 2018 yılında 9,6 milyon kişinin kanserden öldüğü ve dünyadaki altı ölümden birinin kanser nedeniyle gerçekleştiği bilinmektedir.

Ölüme sebep olan ve en yaygın görülen kanserler sırasıyla akciğer, kolon, mide, karaciğer ve göğüs kanseridir. Kansere sebep olan beş faktör arasında ise yüksek vücut kitle indeksi, düşük meyve-sebze tüketimi, fiziksel aktivite eksikliği, tütün kullanımı ve alkol kullanımı sayılmaktadır.  

  • Propolisin, tütünden kaynaklanan hastalıkların veya kanserin giderilmesinde etkili olduğu belirlenmiştir. Ppropolisin etken maddelerinden biri olan CAPE (kafeik asit fenil ester)’in normal hücrelerde düşük toksisiteye sahip olması ve antimetastatik ve antianjiyonik ajan olarak değer taşıması nedeniyle akut lenfoblastik lösemi tedavisinde kullanılabileceğini göstermiştir.  
  • Kolon ve göğüs kanser hücrelerinin büyümesi üzerine etkisi incelenmiştir ve belirlenen kanser hücrelerinin propolis ekstraktın kullanılmasıyla büyümesinin azaldığı ve antikanserojen etki gösteren takviye için iyi bir aday olduğu belirlenmiştir. 
  • Sigara tüketen kişiler tütün kanserojenlerini idrarla atılmaktadır (BaP ve kotin gibi bağımlılık yapan uyarıcıların). Aloe vera polisakkaritleri, propolis ve ikisinin birlikte etkisi incelendiğinde zamana bağlı olarak propolis kullanan kişilerde BaP atımı kontrol grubuna göre 1,30 kat, kotin atımı 2,08 kat arttığı gözlemlenmiştir. 
  • Propolis bileşenlerinin (Kafeik asit fenil ester, krisin, artepilin C, galangin gibi) antidiyabetik, antialerjik, laksatif etkilerinin yanında beyin, deri, göğüs, pankreas, böbrek, karaciğer, prostat, kolon ve kan kanserine karşı koruyucu ve iyileştirici etkisinin olduğu bildirilmiştir.  
  • Radyoterapi uygulanan göğüs kanseri hastalarına propolis desteği uygulanarak radyasyona karşı koruyucu etkisi olduğu ve radyasyonun sebep olduğu DNA hasarının azaldığı; demir, hemoglobin, trombosit ve beyaz hücre sayısının arttığı belirlenmiştir.  
  • Propolisin kan zehirlenmesi geçiren hastaların akut kalp rahatsızlığı, organ yetmezliği, beslenme özelliği ve oksidatif stres faktörleri üzerine etkisinin incelendiği çalışmada, propolisin enfeksiyon ve iltihabı azaltıp iyileşmeyi hızlandırdığı belirtilmiştir.  

Ağız ve Diş Sağlığı Hastalıkları

Propolisin diş sağlığı ve oral kanserler üzerine etkisi ile ilgili çok fazla çalışma yapılmış olup aşırı hassasiyet, diş geçirgenliği, tübüllerin tıkanması, kemoterapi sonucu azalan oral mukozanın arttırılması, diş eti hastalıkları ve plak oluşumunun önlenmesine olumlu yönde katkı sağladığı bildirilmiştir.  

Propolis ekstraktının kanser hücrelerinin çoğalmasına karşı potansiyel koruyucu etkisi ve çürük önleyici ve antibiyofilm aktivitesi vardır. Normal koşullarda iki saatte oluşan ağız mikroflorasının diş macununa %1-10 oranında propolis çözeltisinin eklenmesi sonucunda sürenin 6 saate çıktığı bildirilmiştir. %5 oranında propolis tozu eklenerek üretilen ksilitollü sakızların ise diş kemiği biyomineralizasyonunu arttığı belirlenmiştir. 

Nörolojik Hastalıklar

Nörolojik hastalıklar felç, kaslarda zayıflama, bilişsel ve motor gerileme, hafıza kaybı, nöbetler, değişen bilinç seviyesi gibi semptomlarla sonuçlanan sinir sistemi anormallikleri göstermektedir. Polifenol kaynakları bakımından zengin içeriğe sahip olan propolis geriatrik ve nörolojik hastalıklarda olumlu sonuç göstermektedir. Çünkü polifenollerin yaşlanmayı önleyici oksidatif stresi azaltan ve sinir hücrelerini koruyan etkisi bulunmaktadır.  

Antioksidan, nöromodülatör ve nöroprotektif özelliği nedeniyle parkinson, prion, alzehimer, huntington gibi nörodejenaratif hastalıkların tedavisinde ve önlenmesinde propolis ve izole edilen bileşenlerinin olumlu katkısının olduğu belirlenmiştir. Giderek daha yaşlı bir nüfusa sahip olan dünyada bu hastalıkların önlemesi için propolis iyi bir katkı olduğu düşünülmektedir.  

Dermatolojik Hastalıklar

Akne çoğunlukla ergenlik döneminde ortaya çıkan, psikolojik strese neden olan ve pilosebasöz üniteyi etkileyen yaygın bir cilt hastalığıdır ve nödüller, kistler ya da iltihaplar barındırabilmektedir. Propolis ekstraktının uygulandığı hastalarda Epidermidis ve Acnes bakterilerine karşı önemli düzeyde bakteriyolojik etkisi olduğu bildirilmiştir. 

Sindirim Sistemi Hastalıkları

Helicobacter pylori sindirim kanalında yaşayan ve üreaz üreten bir bakteridir. Ayrıca Helicobacter pylori antibiyotik direnci geliştirdiği için tedavi edilmesi zorlaşmaktadır. Ürettiği bakteri ve üreaz enzimi kronik gastrit, peptik ülser, gastrik kanser, mide adenokarsinomu, üniner katater, lenfoma oluşumundan sorumludur. Bu amaçla Helicobacter pylori tedavisinde üreaz aktivitesini durdurucu yöntemler tercih edilmelidir. Propolis ise antioksidan, antimikrobiyal özelliğe sahip bileşenler yardımıyla iyi bir farmasotik ajan olarak görülmektedir. 

Üriner Sistem Hastalıkları

Üriner sistem hastalıkları, özellikle kadınlarda tekrarlayan yaygın bir hastalıktır ve morbidite oranınının yanı sıra çoklu antibiyotik kullanımı ve masraflarının artmasına neden olmaktadır. Temel patojen olarak görülen üropatolojik E. coli tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı direnç mekanizması geliştirmesi nedeniyle alternatif yöntemlerin kullanımına ihtiyaç duyulmuştur. Propolisin antibakteriyel etkisi nedeniyle üriner sistem enfeksiyonlarında kullanımı tedavide olumlu yönde etki göstermiştir.   

Tıkanıklık şiddeti ve süresine bağlı olarak böbrek hasarlanmasıyla sonuçlanan üriner sistem obstrüktif hastalığı üzerine propolisin kafeik asit fenil esterin etkisi incelenerek doku ve organ hasarına karşı koruyucu etkisinin olduğu kanıtlanmıştır. 

Solunum Sistemi Hastalıkları

Üst solunum yolu enfeksiyonu toplumda yaygın olarak görülmekte ve antitüssif ilaçlar kullanılmaktadır. Üst solunum yolu enfeksiyonu üzerine propolisin tedavide etkili olduğu belirlenmiştir. Tedavide kullanılan kimyasal ilaçlar alerjen etki gösterirken propolisin alerjik reaksiyon göstermemesinden dolayı propolis iyi bir alternatiftir.  

Geniz eti büyümesi olan çocuklarda tekrarlayan kronik orta kulak enfeksiyonu ve üst solunum yoluna eğilim göstermektedir. Geniz eti büyümesi olan çocukların tedavisinde toplam polifenol içeriğini arttırmak için tedavi ilaçları ile birlikte propolis ekstraktı, bal, hatmi ve kuşburnu ekstresi içeren bir oral sprey kullanmaları sonucu tedaviye ek olarak burun tıkanıklığı, hapşırma ve burun akıntısına olumlu yönde etkisi olmaktadır. 

Dolaşım Sistemi Hastalıkları

Kardiyovasküler, immün ve sinir sisteminde önemli rol oynayan nitrik oksitin (NO) vasküler sistemde antiinflamatuar ve antiaterojenik etkisi bulunmaktadır. NO seviyesinin değişimi hipertansiyon, septik şok, diyabet gibi sorunlara sebep olmaktadır. Bu nedenle NO’ nun biyoyararlılığının arttırılması önemlidir. Propolis kullanan hastaların katalaz ve malonaldehit seviyelerinde azalma olduğu ve propolisin endotelyal NO üretimini etkilediği bulunmuştur.  

Propolis kullanımının kalp uyarıcı ve astım ataklarını, patolojik hipertrofik kardiyomiyopatiyi (kalp kasının anormal kalınlaşması) ve kalp yetmezliğini azaltabileceği bildirilmiştir. 

Propolisin Kullanım Dozu ve Toksisitesi

Klinik çalışmalar propolisin insanlarda alerjik reaksiyon göstermeden güvenle kullanılabileceğini ve yüksek miktarlarda uygulanmadıkça toksik etkisinin görülmeyeceğini açıklamıştır. Ham propolisin ve ekstraktlarının standartlaştırılamamış olması nedeniyle toksisitesinde farklılıklar görülmektedir. Propolisin günde 15 gramdan fazla kullanılması cilt tahrişi ve alerjilere sebebiyet verebilirken, astım ve egzama rahatsızlığı bulunan kişilerde kullanımına dikkat edilinmelidir.  

Böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize ihtiyaç duyan bir hastanın propolis kullanımından dolayı böbrek fonksiyonlarının bozulduğu ve kullanımının durdurulmasından sonra düzeldiği ve buna da propolisin yapısında bulunan CAPE’in sebep olabileceği belirtilmiştir. 

Kaynakça

-Farooqui, T. ve Farooqui, AA (2012). Propolisin insan sağlığı ve nörolojik hastalıklar üzerindeki olumlu etkileri. Front Biosci (Elite Ed) , 4 , 779-793. 

-El-Hariri M. (2019). Bağışıklığı güçlendirici ajan: Propolisin immünomodülasyon potansiyelleri. Aile ve toplum hekimliği dergisi , 26 (1), 57–60. https://doi.org/10.4103/jfcm.JFCM_46_18 

Hakkında: İrem Ketenci

İrem Ketenci
Sağlık Bilimleri Üniversitesinde Beslenme ve Diyetetik 3. sınıf öğrencisiyim. Okuduğum, öğrendiğim, ilgimi çeken bilgileri paylaşacağım.

Buna da bakın

Nedir bu Probiyotik, Prebiyotik, Postbiyotik Meselesi?

Bu günlerde çok konuşulan probiyotik, prebiyotik ve postbiyotik karmaşına biraz olsun açıklık getirmek için hem bir moleküler biyoloji ve genetik mezunu gözüyle hem de bir diyetisyen yorumuyla konuyu açıklağa kavuşturmak adına bu yazıyı kaleme aldım. Umarım aradığınız cevapları bulursunuz. Kafanıza takılan bir sorunuz olursa bana ulaşmaktan çekinmeyiz. Sorularınızı heyecanla bekliyorum :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir