Başlangıç / Genel / Migrende Tıbbi Beslenme Tedavisi Nasıl Olmalıdır?

Migrende Tıbbi Beslenme Tedavisi Nasıl Olmalıdır?

 

Migren Nedir?

Migren, primer baş ağrısının bir türü olarak, belirli özellikleri ve eşlik eden semptomları ile baş ağrısı ile karakterize bir klinik sendromdur. Birçok kişide ağrı ve diğer semptomların şiddetinden dolayı, hastalar sadece karanlık karanlık bir odada yatıp uyumak isterler. Bu durum hastanın günlük yaşantısını aksatır. 

Mİgrenin tetikleyici faktörleri genellikle 48 daha kısa bir kriz öncesinde ve duyarlı kişilerde bir kriz nedeni olan diğer faktörler ile birlikte veya tek başına bir faktör olarak tanımlanır. Bu faktörlerin çoğu, en yaygın olanlardan biri stres olmak üzere besin, hormonlar ve çevre olarak rapor edilmiştir. Bazı araştırmacılar kendi kendini izleme, faktörlerin kaydı ve krizlerin ortaya çıkmasıyla olası bir metodoloji kullanmış, diğerleri deneysel olarak belirli yönlerini incelemiş olmasına rağmen bu faktörler öncelikle hastaların retrospektif raporlarına dayanmaktadır.

Her baş ağrısı  migren değildir. Hastaların öncelikle migren hakkında bilgi edinmesi ve migreni anlaması gerekir. Ayrıca hastaların öncelikle ilaçsız tedavi olabilmeleri için migren sebeplerini ve tetikleyen faktörleri bilmeleri gerekir. Bu tetikleyicilerden uzak durmak, ataklarını azaltmada etkili olmaktadır. 

Migren, ataklar arası bütünüyle ağrısız geçen 2-72 saat sürelik epizodik baş ağrılarıdır. Migren ağrısı, görsel bozukluklar veya mide-barsak bozukluklarıyla ya da her ikisiyle birlikte olmalıdır. Görsel belirtiler, ağrıdan önce aura gibi ortaya çıkar ve baş ağrısı sırasında fotofobi gibi görülür. 

Migrenli Hastalarda Gözlemlenen Değişiklikler Nelerdir?

Mİgrenli hastalarda bazen irritabilite, konsantrasyonda azalma, huy değişikliği görülebilir. Çok nadir olarak da bilinç bozukluğu meydana gelebilir. Sese, bazen kokuya duyarlılık oluşur. Işığa hassasiyet, gözde parlak ışık çakmaları, titrek-renkli zikzak çizgiler, kör noktalar yada geçici tam körlük oluşabilir.

Migreni Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Migreni etkileyen faktörler; besinler (çikolata, sosis, salam, monosodyum glutamat, peynir, süt, aspartam, alkol, kırmızı/beyaz şarap, kahve meşrubat, asitli meyveler, dondurma ve fındık), açlık, hormonal faktörler (menstruasyon, adet dönemi öncesi, adet döneminden sonra, gebelik, menapoz, yumurtlama ve hormon replasman), uyku (fazla uyumak- uyku eksikliği, uyku zamanında değişiklikler, haftasonu), stres (işte, ev ve ailede, ağlama, çatışma, tartışma ve saldırganlık), efor faaliyetleri (fiziksel, cinsel, öksürme, hapşırma, ağırlık kaldırma, dışkılama zorluğu) ve çevre (alerji, kirlilik, rüzgar, yağmur, yükseklik, güneş, soğuk hava, sıcak hava)dir. Genel olarak yapılan çalışmalarda tetikleyici faktörlerden en fazla etkiye sahip olan beslenmeye bağlı faktörler olduğu bulunmuştur.

Beslenmeye Bağlı Faktörler Nelerdir?

Yapılan bir çalışmada açlık, atlanmış öğün, stres ve alkol tüketimi migrenin en sık tetikleyicileri olara 1. sırada, kızartılmış ve yağlı besinler, kafein yoksunluğu ve bira ise ikinci sırada yer almıştır. Stres, uyku, koku, ışık, gürültü, menstruasyon, yorgunluk gibi çevresel ve hormonal faktörler de görülen en sık tetikleyiciler olarak belirlenmiştir. Deneysel olarak açlık oluşturulduğunda migren krizlerini yoğunlaştırmada ve tetiklemede etkin olduğu bulunmuştur.

Alkollü İçecekler

Zivadinov ve ark. aura ve kırmızı şarap tüketimiyle migren arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Bununla birlikte, Littlewood ve ark. tarafından yapılan deneysel bir çalışmada, migren hastalarında kırmızı şarap tüketimi sonrasında votka tüketimi sonrasından daha fazla migren atak belirtileri geliştiği belirlenmiştir. Peatfield ve ark. alkolün peynir, çikolata yada narenciye ile içildiğinde bir tetikleyici faktör olarak belirlenmiştir.

Çikolata

Fukui ve ark. , scharff ve ark. , Van den Bergh ve ark. , ve Peatfield ve ark. tarafından yapılan çalışmalarda, tetikleyici bir faktör olarak çikolatayı bildiren migren hastaları arasında, %19,2-22,5 arasında bir sıklığı olduğu belirlenmiştir.

Kafein

Kafein eksikliğinden kaynaklanan baş ağrısı, yaygın olarak literatürlerde gösterilmiş olup kafein eksikliğine bağlı baş ağrısını incelemek için yapılan 48 deneysel çalışmaların 37’sinde baş ağrısı kafein eksikliğinin geçerli bir belirtisi olarak kabul edilmiştir. 

Narenciye ve Sebzeler

Takeshima ve ark. kırsal bölgede yaşayan yetişkin popülasyonda migren oluşumu ile meyve ve sebze tüketimi arasında bir ilişki bulunmazken, Peatfield ve ark. narenciye, çikolata ve peynirin yanısıra alkol ve peynir, çikolata ve narenciye arasında bir ilişki bulmuştur.

Yağlar

Yapılan bir çalışmada migrenli bireylerde kontrol grubuna kıyasla daha fazla yağ ve yağlı besin tükettiğini göstermiştir. Van den Bergh ve ark. çalışmasında, migrenli bireylerin %17.0’si tarafından, tetikleyici faktörler arasında yağlı yiyecekler bildirilmiştir.

Sıvı Eksikliği veya Sıvıların Az Tüketimi

Blau ve ark. tarafından yapılan bir çalışmada migrenli bireyler %31-54 oranında, suyun yetersiz alımının tetikleyici bir faktör olduğu bildirilmiştir. Çalışmada, hastalarda sıvıların erken alımından sonra (ilk 30 dk boyunca ,bir ile 3 saat alımından sonra) baş ağrısında azalma gözlenmiştir.

Dondurma veya Buzlu Su

Dondurmanın baş ağrısına neden olup olmadığı konusunda ki veriler çelişkilidir. Dondurma ve buzlu suyun, baş ağrısı çeken migrenli birey üzerindeki etkisini araştıran bir çalışmada bireylerin %93’ünde kontrol grubunun sadece %31’i baş ağrısına tetikleyici bir faktör olduğu bulunmuştur. Bu tetikleyici faktör erişkin migrenlilerde %4,6 ile %1,4 iken, adölesanlarda %55,4 olarak bildirilmiştir. Buz küpleri deneysel olarak hasta damaklarıyla temas ettirildiği zaman, migrenlilerin %74,0’de baş ağrısı olduğu bildirilmiştir. Mattsson tarafından yapılan çalışmada geçmişte en az 1 atak geçiren kadınlar ile son 1 yıl içinde baş ağrısı krizi hiç yaşamamış kadınların damaklarına buzlu su uygulandığında, geçmişte en az 1 atak geçiren kadınların baş ağrısına 2 kat daha duyarlı olduğu bulunmuştur.

Obezite

Mİgren ve obezite arasındaki ilişki yaş, cinsiyet ve adipoz doku dağılımı ile ilişkili olarak değişmektedir. Yapılan bir çalışmada 20-55 yaş arasındaki obezite olan erkek ve kadınlarda olmayanlara göre migren migren prevalansının daha yüksek olduğu bulunmuştur.

Migrende Tıbbi Beslenme Tedavisi Nasıl Olmalıdır?

Mİgren hastalarında BOS ve beyindeki magnezyum seviyeleri düşüktür. Selüler magnezyum düşüklüğü, serebral korteksteki düşüklük için bir göstergedir ve migren baş ağrılarındaki eşik değeri düşürür. 

Magnezyum eksikliğinin migren pataofizyolojisinde rol oynadığı öne sürülmüş, magnezyum ile migren tedavisi oldukça büyük ilgi görmüştür. Magnezyum, vücutta en çok bulunan ikinci intraselüler katyondur, birçok hücre içi süreçte önemlidir ve migren patogenezinde önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Mİgren hastalarında, magnezyum absorbsiyonundaki genetik yetersizlikler nedeniyle magnezyum eksikliği görülebilir, renal magnezyum kaybı kalıtsaldır, stres, az besin tüketimi ve diğer nedenlerle böbreklerden aşırı miktarda magnezyum atılımı olur. Magnezyum eksikliğinin sağlıklı kontrollere kıyasla migren hastalarında çok daha yaygın olduğuna dair güçlü kanıtlar vardır.

Karnitinin mitokondriyal fonksiyonun önemli bir bileşeni olduğu ve beyin dokusu için koruyucu bir molekül olduğu da düşünülmektedir. Çalışmada L-karnitin takviyesi ile önemli ölçüde migren sıklığında şiddetinde ve indeksinde, migrenli gün sayısında azalma olmuştur. Tekrarlanan ölçümler ve iç içe modeli kullanılarak L- karnitin seviyesinin migren frekanslarında ve migrenli günün azaltılmasında önemli etkilerin olduğu, bununla birlikte, migren şiddeti üzerindeki etkisinin anlamlı olmadığı belirtilmiştir.

Düşük yağlı beslenme ile baş ağrısı sıklığının azaldığı belirtilmiştir. Dİğer yandan bazı gıda katkı maddeleri (triklorogalaktosukroz ya da aspartam gibi) migren ataklarını tetikleyebilir. Ancak, pek çok hasta için güvenilir protokollere göre rutin tıbbi beslenme tedavisi önerilmemekte, kişiselleştirilmiş bir yaklaşıma ihtiyaç duyulmaktadır.

KAYNAKÇA


Şanlıer, Nevin, Vakalarla Öğreniyorum: Yetişkin Hastalıklarında Tıbbi Beslenme Tedavisi-1 (2020).

Hakkında: Öğr.Dyt. Seda GEÇGEL

Avatar
Merhaba, ben Seda. Kapadokya Üniversitesi'nde Beslenme ve Diyetetik bölümü 3. sınıf öğrencisiyim.

Buna da bakın

Premenstural Sendrom ve Beslenme

 PMS Hakkında PMS 1950’lerde tıp literatürüne girmekle beraber tarihçesi şu şekilde olmuştur; ilk Hipokrat’ın  ‘’histeri’’ ‘ yi menstural fonksiyon …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir