Başlangıç / Genel / Yağ Dokunun Endokrin İşlevi: Adipokinler Nedir?

Yağ Dokunun Endokrin İşlevi: Adipokinler Nedir?

Yağ Dokusu Nedir?

Yağ doku yağın depolandığı özelleşmiş bağ dokudan oluşur. Yağ hücreleri -adipositler- kök hücrelerin değişimiyle meydana gelir. İlk aşamada kök hücreler adipoblasta dönüşür. Daha sonra adipoblastlar yağ hücresinin henüz lipid depolamamış hali olan preadipozitlere dönüşür. Son olarak ise preadipozitler lipid depolamaya başlar ve olgun adiposit hücreleri haline gelir.

Yağ dokusunun enerji depolamak, ısıyı muhafaza etmek, vücudu korumak, enerji dengesi sağlamak gibi bilinen görevleri vardır. Bunların yanında, son zamanlardaki çalışmalarla adipoz dokunun çeşitli maddeler salgılayarak endokrin bir organ görevi de gördüğü ve metabolik olayları etkilediği keşfedilmiştir. 

İnsan vücudunda beyaz ve kahverengi olmak üzere iki çeşit adipoz doku bulunmaktadır.

Adipokin Nedir?

Adipoz dokudan salgılanan, birçok metabolik olayda ve sinyal yolaklarında rol alan peptid yapıdaki moleküllere adipokin denir. 

Adipokinlerin, yağ ve karbonhidrat metabolizmalarında, immün sistem, inflamasyon, steroid metabolizmasında, kan basıncı dengesinde, açlık-tokluk sinyal yolaklarında rol aldığı bilinmektedir.

Adipokinler zararlı ve yararlı etkileri bir arada bulundurabilirler. Obezitede artmış yağ dokusu ve doku disfonksiyonu sebebiyle adipokinlerin salgılanması düzensizdir. Bu düzensiz salgılanma ve etkileri obezite ve eşlik eden metabolik hastalıkların gelişimini aydınlatmaktadır. 

Etkileri keşfedilmiş bazı adipokinler şunlardır:

1.LEPTİN

Yağ dokudan salgılanarak kan-beyin bariyerini aşar, merkezi sinir sistemini uyarır. Böylece besin alımını baskılar ve enerji harcamasını arttırır. 

Obez bireylerde çoğunlukla artan yağ doku miktarına bağlı olarak salgılanan leptin miktarının arttığı ancak leptin direnci oluştuğu için iştahın baskılanamadığı görülmüştür. Konjenital leptin eksikliği görülen birey sayısı ise azdır. 

Aşırı yemek leptin üretimini arttırırken açlık durumunda leptin üretimi azalır.

2. ADİPONEKTİN

Antidiyabetik, antiaterojenik ve antiinflamatuvar etkilere sahiptir. Yağ dokusundaki artışa rağmen obez bireylerde adiponektin miktarının düşük olduğu, kilo kaybıyla ise normal seviyeye döndüğü görülmüştür. Obezitenin yanı sıra koroner arter hastalığı, tip II diyabet, hiperlipidemi gibi metabolik hastalığı olan bireylerde de adiponektin seviyesinin düşük olduğu saptanmıştır.

3. RESİSTİN

İnsanlarda yağ hücreleri, makrofajlar ve monositlerden salındığı görülmüştür. 

Obez bireylerde -özellikler santral obezitede- yağ dokusundaki artışa paralel olarak serum resistin seviyesinin de arttığı saptanmıştır. Bu artışın glukoz toleransını bozduğu, insülin direncine sebep olduğu belirlenmiştir. 

4. RETİNOL BAĞLAYICI PROTEİN-4 (RBP-4)

Çoğunlukla karaciğerde sentezlense de yağ dokudan da salındığı bilinmektedir. RBP-4 düzeylerinin obezite ve tip-II diyabet hastalarında arttığı görülmüştür. Artmış RBP-4 seviyesi insülin direnciyle ilişkili bulunmuştur.

5. VİSFATİN

Daha çok viseral adipoz dokudan salınır. İnsülin benzeri hareket ederek lipid ve glukoz metabolizmasında homeostazı sağlar. Obezite, kardiyovasküler hastalıklar, tip II diyabet gibi metabolik hastalığı olan bireylerde visfatin seviyesinin arttığı bildirilmiştir.

6. VASPİN

Obezite ve insülin direncinde önemli rolleri olduğu bulunmuştur. Besin alımının azaltılmasına ve hipergliseminin iyileşmesine katkıda bulunabilmektedir. Tip II diyabet hastalarında vaspin seviyesinin yükseldiği, kilo kaybıyla ise vaspin seviyesinin düştüğü ve insülin direncinde iyileşme olduğu görülmüştür.

7. TÜMÖR NEKROZ FAKTÖR ALFA (TNF ALFA)

Viseral adipoz dokudan salgılanır ve lipolizi uyarıcı etkisi vardır. Proinflamatuar özelliğe sahip bir adipokindir. Dokularda insülin direncine yol açtığı ve obeziteyle birlikte salınımının arttığı bulunmuştur. Ayrıca artmış TNF alfa, insülin ve adiponektin salınımını düşürürken leptin salınımını arttırmaktadır. Kilo kaybıyla TNF alfa seviyesinin düştüğü bilinmektedir.

8. İNTERLÖKİN 6 (IL-6)

Plazma seviyesi obeziteyle artmaktadır. IL-6 seviyesinin artması insülin hassasiyetini azaltır ve insülin direncine sebep olur, hipertrigliseridemiye yol açar, adiponektin salınımını azaltır,  lipoprotein lipaz aktivitesini azaltarak enerji depolanmasını azaltır ve inflamasyona sebep olur. Artmış IL-6 seviyesi ateroskleroz ile ilişkilidir.

9. PLAZMİNOJEN AKTİVATÖR İNHİBİTÖR 1 (PAI 1)

Vücutta yağ dokusunun artmasıyla birlikte plazma seviyesinin arttığı görülen PAI 1 adipokini vasküler homeostazda rol almaktadır. Obezite, koroner arter hastalığı ve insülin direnci görülen hastalarda PAI I seviyesinin artmış olduğu görülmüştür. Diyet ve kilo kaybıyla seviyesi düşürülebilirken yapılan çalışmalarda PAI I adipokini bulunmayan farelerde obezite ve insülin direncinin meydana gelmediği gözlenmiştir. 

 

Vücutta çoğunlukla adipoz dokudan salgılanan adipokinlerin farklı durumlarda farklı etkileri olduğu görülmüştür. Olumlu ve olumsuz etkileri bir arada bulundurabilen bu maddelerden bazıları inflamasyona, insülin direncine ve çeşitli metabolik hastalıklara yol açarken bazılarının ise insülin duyarlılığını arttırdığı ve anti-aterojenik etkiye sahip olduğu çalışmalarda bulunmuştur. Bu karmaşık mekanizmaların daha iyi anlaşılabilmesi ve adipokinlerin metabolik hastalıkların iyileştirilmesinde kullanılabilmesi için daha fazla çalışma gerekmektedir.

KAYNAKÇA

-Göktaş, Z., Besler, T. (2015). Obezite, İnsülin Direnci ve Bazı Adipokinler. Beslenme ve Diyet Dergisi 2015:43(3):251-257.

-Blüher, M.,  Mantzoros, C. S. (2015). From leptin to other adipokines in health and disease: Facts and expectations at the beginning of the 21st century. Metabolism Clinical and Experimental 64 (2015) 131-145.  DOI:https://doi.org/10.1016/j.metabol.2014.10.016

-Alphan, E. Hastalıklarda Beslenme Tedavisi. Ankara: Hatipoğlu Yayınları, 2019.

-Nadir, I., Oğuz, D. (2009). Adipokinler. Güncel Gastroenteroloji Dergisi 13/2.

-Cesur, G., Gökçimen, A. (2012). Yağ Dokusunun İşlevsel Sırları. ADÜ Tıp Fakültesi Dergisi 2012; 13(2) : 47 - 53.

Buna da bakın

Renklerin İştah Üzerindeki Etkisi Nedir?

Tarihten Günümüze Renkler       Nesnel çevrenin algılanmasında ilk basamak görme olayıdır. Görünüş açısından …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir