Başlangıç / Besinler / Baharatlar / Sağlıklı Beslenmede Kırmızıbiberin (Kapsaisin) Yeri ve Önemi

Sağlıklı Beslenmede Kırmızıbiberin (Kapsaisin) Yeri ve Önemi

Lezzet, renk ve hoş koku sağlamak amacıyla kullanılan baharatlar sofralarımızın olmazsa olmazıdır. Kırmızıbiber ise baharatlar içerisinde çok sık tercih edilen, ülkemizde tüketimi oldukça yaygın olan önemli bir besinimizdir. Kırmızıbiberin ülkemize geliş zamanına bakacak olursak; Osmanlı döneminde 16. yüzyılda Orta Avrupa ülkeleri ile kurulan işbirliği sonucunda ilk kez İstanbul’a getirilmiş ve buradan Anadolu’ya yayılmıştır. Günümüzde ise Kahramanmaraş, Gaziantep ve Şanlıurfa’da tarımı oldukça yaygın olup Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde tüketimi diğer bölgelere kıyasla daha fazladır.

Solanaceae familyasının Capsicum (biber) cinsinden olan kırmızıbiberin içeriğinde çeşitli vitaminler, mineraller ve aromatik bileşikler bulunmaktadır. Bununla birlikte kırmızıbiber, rengini yapısındaki karotenoidlerden alır.  Acılığını ise yapısındaki kapsaisinoid bileşikler vermektedir. Bu kapsaisinoid bileşiklerden en etkin olanı kapsaisindir. Kapsaisinin analjezik, antikanserojenik, antioksidan, antiobezite ve antilipemik olmak üzere birçok farmakolojik, fizyolojik ve terapötik etkiler göstererek insan sağlığını olumlu olarak etkilediği bilinmektedir. Bu etkileri araştırmak için kırmızıbiberin diyetle, kapsülle veya topikal uygulamayla kullanımı mevcuttur.

Anti-obezite Etki

Kırmızıbiberin enerji harcanmasını artırarak ve enerji alımını azaltarak obezite tedavisinde etkili olabileceği son yıllarda yapılan çalışmalarda incelenmiştir. Tunçil ve arkadaşlarının yaptıkları bir çalışmada kırmızıbiberin iştahı azaltabileceği ve tokluk hissini artırabileceği belirtilmiştir. Bu etkiler kırmızıbiberin dozuna göre farklılık göstermekle birlikte yüksek dozda (10 g) terapötik etki daha anlamlı bulunmuştur.

Kırmızıbiberdeki aktif bileşenlerin lipid metabolizmasında ve adipozitede rol alarak adipositlerde lipolizi artırabileceği ve sempatik sinir sistemi aktivasyonunda meydana gelen artış neticesinde yağ oksidasyonunu uyarabileceği yapılan çalışmalarda belirtilmiştir. Ayrıca bu aktif bileşenlerin viseral ve abdominal yağlanmaya da etki edebileceği gözlemlenmiştir. Böylece kırmızıbiber yağ depolanmasının önüne geçerek kilo verme potansiyelini artırabilmektedir.

Anti-kanserojenik Etki

Yapılan birçok çalışmada kapsaisinin çeşitli kanser tiplerinde çoklu sinyal yollarını, onkojenleri ve tümör baskılayıcı genleri hedef alarak anti kanserojenik etki gösterdiği görülmüştür. Kanser hücrelerinde apoptoz aktivasyonu göstererek, hücre büyümesinin durmasını sağlayarak, anjiyogenez ve metastaz oluşumunu inhibe ederek kanserin ilerlemesini ve kötü huylu hale gelmesini önlemektedir.

Antioksidan Etki

Kapsaisin sudaki –OH radikallerini ve hücre membranlarında oluşan bazı radikalleri temizleyerek antioksidan etki göstermektedir. Ayrıca antioksidan olan α-tokoferol (E vitamini)’den bile lipid peroksidasyonunu daha etkili bir şekilde önlediği bilinmektedir.

Analjezik Etki

Kırmızıbiberden elde edilen kapsaisinin oral veya topikal olarak uygulandığında analjezik etkisi vardır. Romatoid artrit, osteoartrit, fibromiyalji, diyabetik nöropati gibi durumlarda ağrı kesici olarak kullanılmaktadır.

Anti-lipemik Etki

Yapılan çalışmalarda kapsaisinin kandaki kolesterol seviyelerini de etkilediği belirtilmiştir. Kan serum kolesterolü ve trigliserit seviyelerini azaltarak ateroskleroz oluşma riskini azalttığı bilinmektedir. Böylece kalp sağlığını koruyarak olası kalp hastalıklarının önüne geçebilmektedir.

Kırmızıbiberin çeşitli mekanizmalarla insan sağlığını olumlu olarak etkilediği görülmektedir. Fakat bu etkiler; bireyin diyet planına, kırmızıbiberin veriliş dozuna ve kapsaisin içeriğine, kırmızıbiberin veriliş şekline (oral-kapsül) ve veriliş süresine göre değişebilmektedir.

Ayrıca oral alımda yüksek miktarlarda tüketilen kırmızıbiberin bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi gastrointestinal sorunlara neden olabileceği de unutulmamalıdır.

Acıya özel bir hassasiyeti olanların veya mide ve bağırsaklarla ilgili rahatsızlıkları olanların kırmızıbiber tüketmeden önce doktoruna danışması da önem teşkil etmektedir.

 

KAYNAKÇA

Clark, R., & Lee, S. H. (2016). Anticancer properties of capsaicin against human cancer. Anticancer research36(3), 837-843.

Çiçek, H., Yılmaz, N., Çelik, A., Ceylan, N. Ö., & Meram, İ. Kapsaisinin (Kırmızı Biber) İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri.

İyidoğan, Y. (2015). Kapsaisin Molekülünün Moleküler Modellemesi (Master's thesis, Namık Kemal Üniversitesi)

Prasad, B. C. N., Shrivastava, R., & Ravishankar, G. A. (2005). Capsaicin. Evidence-Based Integrative Medicine2(3), 147-166.

Tunçil, E. (2018). Kırmızıbiber Tüketiminin Enerji Harcanması, Yağ Oksidasyonu ve İştah Üzerine Akut Etkilerinin Belirlenmesi.

Tunçil, E., Dönmez, G., & Fisunoğlu, M. (2019). Kırmızıbiber Tüketiminin Akut İştaha Etkisi. Beslenme ve Diyet Dergisi47(3), 46-55.

Verit, A., Yeni, E., & Ünal, D. (2001). Tarihten günümüz ürolojisine kırmızı acı biber. Türk Üroloji Dergisi27(4), 399-402.


Hakkında: Fatma Nur Gölgeci

Fatma Nur Gölgeci
1996 yılında Çankırı'da doğdum. 2014 yılında Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi'nden mezun oldum. 2017 yılında Anadolu Üniversitesi İlahiyat ön lisans eğitimimi, 2019 yılında ise Bezmialem Vakıf Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik lisans eğitimimi tamamladım. Şu anda instagram hesabımda (@dyt.fatmanur) sağlıklı beslenmeye dair paylaşımlarda bulunarak online diyet hizmeti veriyorum. Okumayı, yazmayı ve öğrenmeyi çok seviyorum. Sizlerle de güncel bilgiler ışığında oluşturduğum yazılarımı paylaşmakla büyük bir heyecan duyuyorum.

Buna da bakın

PROPOLİS

Gıdanın duyusal özelliklerinin iyileştirilmesi, faydalılığının arttırılması amacıyla katkılandırılması ya da yararlı özelliklerinin arttırılması, fizyolojik özelliklerinin iyileştirilmesi gibi amaçlarla üretilen ürünlere ilk kez 1984 yılında Japonya’da “fonksiyonel gıda” adı verilmiştir. Bal, arı sütü, polen, propolis gibi arı ürünleri, insanlığın ilk çağlarından beri beslenme, sağlığın korunması ve hastalıkların tedavisi amacıyla kullanılmaktadır. Bu nedenle birçok arı ürünü hem fonksiyonel gıda olarak değerlendirilmekte hem de son yıllarda ön plana çıkan apiterapinin temelini oluşturmaktadır. Sağlık Bakanlığı tarafından 2014 yılında yayınlanan “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları” yönetmeliğinde apiterapi alanında sekonder immün yetmezliklerinde immün destekleyici olarak değerlendirilen propolisin yapılan çalışmalarda antibakteriyel, antifungal, antiviral, antitümoral ve antioksidan aktivite gibi biyolojik özellikleri belirlenmiştir. Propolis bal arıları tarafından bitkilerin yaprak, gövde, tomurcuk gibi farklı kısımlarından toplanan salgıların enzimler ve bal mumu gibi maddeler ile birleştirilmesi sonucunda ürettikleri reçinemsi maddedir. Propolisin kimyasal bileşimi oldukça karmaşıktır. Dünyadaki farklı propolis örneklerinde polifenoller (flavonoidler, fenolik asitler ve bunların esterleri), terpenoidler, steroidler ve amino asitler gibi 600'den fazla bileşen tanımlanmıştır. Bununla birlikte, çalışmalar propolisin biyolojik ve farmakolojik özelliklerini yüksek flavonoid içeriğine bağlamaktadır.

2 yorumlar

  1. Avatar

    Yazınız muhteşem.. Kırmızı biberin bu kadar faydası olduğunu bilmiyordum 🙂

  2. Avatar

    Allah razı olsun bu güzel ve faydalı bilgilerinizi bizlerle paylaştığınız icin:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir