Başlangıç / Popüler Beslenme / Vejetaryen Beslenmenin Bağışıklık Sistemine Etkisi

Vejetaryen Beslenmenin Bağışıklık Sistemine Etkisi

Vejetaryen Beslenme 

Vejetaryen Beslenme Nedir?

 Vejetaryen beslenme tarzı,  ağırlıklı olarak bitkisel kaynaklı besinleri içerir. Vejetaryen bireyler bitkisel besinleri özgürce tüketirken kırmızı veya beyaz et, balık, yumurta, süt, peynir ve yoğurt gibi hayvansal besinleri  bazen az miktarda tüketirler ya da hiç tüketmezler.

 Günümüzde, dinsel yorumlarla vejetaryenliği seçen bireyler olduğu gibi, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, kanser gibi kronik hastalıklardan korunma amacı ile de vejetaryen beslenme biçimini seçenler bulunmaktadır ve bunların sayısı her geçen gün artmaktadır.

Vejetaryen Beslenme Çeşitleri Nelerdir?

  • Lakto-vejetaryen diyetler, et, balık, kümes hayvanları, yumurtaları ve bunları içeren yiyecekleri içermez. Süt, peynir, yoğurt ve tereyağı gibi süt ürünlerine izin verir.
  • Ovo-vejetaryen diyetler, yumurtalara izin verir ancak et, kümes hayvanları, deniz ürünleri ve süt ürünlerini içermez.
  • Lakto-ovo vejetaryen diyetler, kırmızı et, balık ve kümes hayvanları etlerini içermez, ancak süt ürünlerine ve yumurtalara izin verir.
  • Pesketaryen diyetler, et ve kümes hayvanları, süt ürünleri ve yumurtaları içermez, sadece balık ve diğer deniz ürünlerine izin verir.
  • Vegan diyetler, et, kümes hayvanları, balık, yumurta, süt ürünlerini ve bu ürünleri içeren yiyecekleri içermez.
  • Polo vejetaryen diyetler, kırmızı et içermez, tavuk ve hindi gibi kümes hayvanları tüketilir.
  • Semi vejetaryen diyetler, hayvansal olarak sadece kırımızı eti dışarıda tutar. Süt ürünleri, yumurta, tavuk ve balık tüketilebilir.

Vejetaryen Beslenmede Bağışıklık Sistemi Nasıl Etkilenir?

Diyet örüntüsü ve beslenme durumu bağışıklık sistemini doğrudan etkileyebilir, ayrıca bağırsak mikrobiyotasını düzenleyerek dolaylı olarak modüle edebilir. Zhang ve arkadaşlarının 2018 yılında yapmış olduğu bir çalışmaya göre; kısa süreli vejetaryen bir diyetin immün sistemin çeşitliliği ve genel bileşimi üzerinde büyük bir etkisi olmadığı görülmüştür. Bununla birlikte, uzun süreli bir vejetaryen diyet, daha düşük bir T-hücresi çeşitliliği ve bağırsak mikrobiyotasında “inflamatuar” yanıtın azalması ile ilişkili görülmüştür.

Başlıca görevi dokulara oksijen taşımak olan demir, bağışıklık sistemi için önemlidir. Bakteri, virüs ve mikroplara karşı lenfosit ve doğal katil hücrelerinin sentezini arttırır. Demir eksikliğinde bağışıklık yanıtı azalır. Vejetaryenler için önerilen demir miktarı, vejetaryen olmayanlardan 1,8 kat daha fazladır.
Çinko bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde yer alır. Çinko hem primer hem sekonder T lenfosit üretiminde belirleyici etkiye sahiptir. Çinko yetersiz alınırsa vücut direncinin azalır.
Vejetaryenlerin çinko ve demir eksikliği riski yüksektir. Çünkü diyetlerinde (özellikle vegan diyetlerde) çoğunlukla bitkisel kaynaklardan alınan çinkonun ve demirin biyoyararlanımları düşüktür.
Ayrıca D vitamini eksikliği de vejetaryenlerde sık görülür. Bu durumda bağırsak lümeni koruyucu yapısını kaybeder ve patojenlerin lümenden sızmasına sebep olur. Dengeli ve yeterli bir beslenme planıyla eksikliklerin önüne geçilebilir. D vitamini kaynağı olarak tüketilebilecek besinlerin hayvansal kaynaklı olması sebebiyle güneşlenmek de öneriler arasında yer almalıdır.

KAYNAKÇA

https://www.mayoclinic.org/healthy-lifestyle/nutrition-and-healthy-eating/in-depth/vegetarian-diet/art-20046446#:~:text=Planning%20a%20healthy%20vegetarian%20diet,fruit%20juices%20and%20refined%20grains

https://hsgm.saglik.gov.tr/depo/birimler/saglikli-beslenme-hareketli-hayat-db/Yayinlar/kitaplar/Beslenme-Bilgi-Serisi-1/vejeteryan-beslenmesi.pdf

https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/beslenmehareket-haberler/vejetaryen-beslenmesi.html 

Gökçen, M., Aksoy, Y. Ç., & Özcan, B. A. (2019). Vegan beslenme tarzına genel bakış. Sağlık ve Yaşam Bilimleri Dergisi1(2), 50-54.

 Zhang, C., Björkman, A., Cai, K., Liu, G., Wang, C., Li, Y., ... & Han, J. (2018). Impact of a 3-months vegetarian diet on the gut microbiota and immune repertoire. Frontiers in immunology9, 908.

Hakkında: Ezgi Önay

Ezgi Önay
Merhaba, ben Diyetisyen Ezgi Önay. Namık Kemal Üniversitesi mezunuyum. Kendimi geliştirmeye ve sağlıklı beslenmenin önemini çevreme aktarmaya devam ediyorum. Ayrıca TEMA gönüllüsüyüm ve kişisel kütüphanemi oluşturmaktayım.

Buna da bakın

PROPOLİS

Gıdanın duyusal özelliklerinin iyileştirilmesi, faydalılığının arttırılması amacıyla katkılandırılması ya da yararlı özelliklerinin arttırılması, fizyolojik özelliklerinin iyileştirilmesi gibi amaçlarla üretilen ürünlere ilk kez 1984 yılında Japonya’da “fonksiyonel gıda” adı verilmiştir. Bal, arı sütü, polen, propolis gibi arı ürünleri, insanlığın ilk çağlarından beri beslenme, sağlığın korunması ve hastalıkların tedavisi amacıyla kullanılmaktadır. Bu nedenle birçok arı ürünü hem fonksiyonel gıda olarak değerlendirilmekte hem de son yıllarda ön plana çıkan apiterapinin temelini oluşturmaktadır. Sağlık Bakanlığı tarafından 2014 yılında yayınlanan “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları” yönetmeliğinde apiterapi alanında sekonder immün yetmezliklerinde immün destekleyici olarak değerlendirilen propolisin yapılan çalışmalarda antibakteriyel, antifungal, antiviral, antitümoral ve antioksidan aktivite gibi biyolojik özellikleri belirlenmiştir. Propolis bal arıları tarafından bitkilerin yaprak, gövde, tomurcuk gibi farklı kısımlarından toplanan salgıların enzimler ve bal mumu gibi maddeler ile birleştirilmesi sonucunda ürettikleri reçinemsi maddedir. Propolisin kimyasal bileşimi oldukça karmaşıktır. Dünyadaki farklı propolis örneklerinde polifenoller (flavonoidler, fenolik asitler ve bunların esterleri), terpenoidler, steroidler ve amino asitler gibi 600'den fazla bileşen tanımlanmıştır. Bununla birlikte, çalışmalar propolisin biyolojik ve farmakolojik özelliklerini yüksek flavonoid içeriğine bağlamaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir