Salı , Ağustos 14 2018
Başlangıç / Beslenme Tavsiyeleri / Yanlış Beslenmenin İnsan Sağlığındaki Olumsuz Etkileri

Yanlış Beslenmenin İnsan Sağlığındaki Olumsuz Etkileri

Beslenme insan hayatında nasıl önemliyse bunun ne şekilde yapıldığı da o derece önemlidir sevgili okurlar. Yapabileceğimiz ufak hatalar bile hayatımızda kalıcı olumsuz etkilere, hatta ölüme bile sebep olabilmektedir. Öncelikle gelin birlikte yanlış beslenme sonucu görülebilecek sorunlara, birtakım hastalıklara göz atalım, ardından bunların önüne geçebilmek için neler yapılmalı onları öğrenelim. Sizlere şimdiden keyifli okumalar diliyorum…

Gece Yeme Sendromu :

Gece yeme sendromu (GYS)nun tanı ölçütlerinin açılımı, sabahları ortaya çıkan anoreksi; kahvaltının atlanması veya ihmal e

dilebilir miktarda yenmesi (örneğin kahve veya meyve suyu), akșam hiperfajisi; günlük toplam kalorinin en az  %25’inin akșam yemeğinden sonra alınması, insomni veya uykusuzluk ise haftada 3 veya daha fazla olması șeklinde tanımlanmıștır.

Gece yeme sendromunda, enerji alımında gecikme meydana gelir, bunun sonucunda bu kișilerin, sabah yemeleri baskılanırken, akșam ve gece yemeleri artar. Yeme ve uyku ritmi arasında 2 ile 6 saatlik bir gecikme söz konusudur. Ancak uyku döngüsü bozulmamıștır.

Uykuyla İlişkili Yeme Bozukluğu :

UİYB uyku sırasında tekrarlayıcı șekilde ortaya çıkan istem dıșı yemek yeme veya içme epizotları olarak tanımlanır. Bazı hastalar yeme epizodu sırasında kolayca tam uyanıklığa geçemezler ve bu açıdan uyurgezerliğe benzemektedir. Diğer taraftan bazı hastalar yeme epizodu sırasında uyanıktır ve ertesi sabah yediklerini hatırlarlar. Schenk ve Mahowald’ın çalıșmasında uyku bozuklukları laboratuarına 8 yıllık periyodda gelen hastalar arasında UİYB prevalansı %0.5 olarak bildirilmiștir. Yeni bir çalıșmada gece yemesi olan 35 hastadan 25’inin gecede bir kezden fazla yediği, 8’inin ise 5 kezden fazla yediği bildirilmiștir.

Obezite :

Obezite, genetik ve çevresel etkileşimleri olan, ciddi ve kronik bir hastalıktır. Vücutta normalden fazla miktarda yağ dokusunun olması sebebiyle gelişir ve tıbbi tedavi gerektirir. Obezitenin en önemli risk faktörlerini, fiziksel aktivitede azalma, beslenme alışkanlıkları, yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, evlilik, doğum sayısı ve genetik oluşturmaktadır. Kronik bir hastalık olarak kabul edilen obezitenin prevalansı tüm dünyada ve ülkemizde giderek artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) tahminlerine göre, obez birey sayısı tüm dünyada 400 milyon civarındadır. Obezite oranındaki artış özellikle çocuklar ve ergenlerde çarpıcı düzeydedir. Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması 2010 verilerine göre, obezite görülme oranı erkeklerde %20.5, kadınlarda %41.0, toplumda ise %30.3 olarak bulunmuştur. Ülkemizde yetişkin erkeklerin sadece % 38.7’si, kadınların ise % 26.6’sı normal beden kütle indeksi (BKI) değerlerine sahiptir.

Obez bireylerin çoğu hızlı ve kolayca zayıflamayı hedefler. Obezite tedavisinin temelinde diyet, egzersiz ve davranış tedavisini içeren yaşam tarzı değişikliği bulunmaktadır. Tedavi başlangıcında bilimsel çerçevede gerçekçi hedefler belirlenmeli ve zayıflama programının ilk 6 aylık döneminde, fazla ağırlığın %5-10’unun kaybedilmesi amaçlanmalıdır. Obez hastalarda vücut ağırlığı kaybının sağlanması ve uygun ağırlığın korunması için kişiye özgü diyet ve düzenli egzersiz programının uygulanması en başarılı yöntemlerdir. Bu nedenle obezitenin etkenlerinin ve tedavi seçeneklerinin iyi bilinmesi, obezite ve komplikasyonlarının ideal tedavisinin tespit edilebilmesi açısından önemlidir.

 Anoreksiya Nervosa :

Anoreksiya Nervoza kelime anlamı olarak ‘sinirsel iştah kaybı’ dır. Bu hastalar genel olarak ince ve kaşektik görünümdedirler. Vital bulgularında hipotansiyon, hipotermi; ciltte lanugo tüyleri, parmaklarda kendini kusturmaya bağlı olarak cilt derisinde kalınlaşma ve sertleşme, deride ve saçlarda kuruluk, kalpte bradikardi ve mitral kapak prolapsusu, batında skafoid karın ve palpe edilebilir barsak ansları, memelerde atrofi, vajinal mukozada hipoöstrojenizasyona bağlı olarak kuruluk, ağız ve dişlerde çürük görülebilir. Bu anoreksiya nevrozaya özgül davranışlara ek olarak benlik saygısının düşük olması, katı bir ‘ya hep ya hiç’ tarzı düşünce şekli, uykusuzluk, duygusal durumda oynamalar, sinirlilik, içe çekilme, karşı cinsle iletişim kuramama görülebilir. Anoreksiya Nervoza (AN) ergenleri ve genç erişkin kadınları etkileyen bir hastalıktır. Diğer psikiyatrik hastalıklara göre prevalansı düşük olsa da mortalitesi tıbbi komplikasyonları nedeniyle yüksektir. Tedavi başlangıçta kilonun geri kazanılmasını hedefler; bilişsel-davranışçı, dinamik ve aile terapileri etkindir ve erken başlanması prognoz açısından önemlidir.

Bulimia Nervosa :

Bulimianervoza, zaman zaman tekrarlanan aşırı yemek yeme durumudur. Hasta yeme krizi sırasında kontrolden çıkar ve kriz sonrasında kilo almaktan kurtulmak için bir süre hiç yemek yemez veya çeşitli yöntemler kullanarak yediklerini çıkarmaya çalışır. Bulimia 15-30 yaşları arasında görülür ve kadınlarda erkeklere göre on kat fazla rastlanır. Görünürdeki şişmanlıktan kaçma arzusunun arkasında cinsel kimliğini reddetme, derinlerdeki psikolojik nedenlerden birisidir. Şişmanlık, açlık duygusu olmadan, devamlı yemek yeme sonucu ortaya çıkabilir. Şişman olma ergenin olumlu benlik kavramı kazanmasına ve arkadaşları ile uyumlu beraberlikler geliştirebilmesine engel olabilir.

Bazı hallerde genç kızlardaki cinsel kimliği reddetme arzusu bedenlerini aşırı şişmanlaştırarak onu cinsel bakımdan çekici olmaktan çıkarma şeklinde kendini gösterebilir.

Bulimianervozanın psikolojik tedavisi, kilo kontrolü yöntemlerini ve iki psikoterapi yönteminden birini kapsayabilir: Olumsuz düşüncelerin yerine olumlu düşünceleri koymaya odaklanan bilişsel davranış terapisi veya kişinin sosyal işlevlerinin iyileştirilmesine odaklanan kişiler arası terapi. Antidepresan ilaç kullanımını kapsayan ve bazı yan etkileri olan bulimianervozanın ilaç tedavisi , psikoterapiden daha az etkili ve psikoterapi ile beraber kullanımı da herhangi bir avantaj sağlamıyor.

PEKİ BU DURUMLARI YAŞAMAMAK İÇİN NE YAPMALIYIZ?
Günümüzde beklenen yaşam kalitesine ulaşmak için tüm bireylerin ve toplumun beslenme bilincini artırarak, sağlıklı beslenmenin yaşam biçimine dönüştürülmesi gerekmektedir. Toplumun sağlıklı yaşaması ve ekonomik yönden gelişmesi de onu oluşturan bireylerin sağlıklı olmasına bağlıdır. Sağlığın temeli yeterli ve dengeli beslenmedir. Yeterli ve dengeli beslenme sağlıklı beslenme olarak da tanımlanmaktadır. Bu doğrultuda yaşam boyu tüm bireylerin sağlığının korunması, iyileştirilmesi ve geliştirilmesi, yaşam kalitesinin arttırılması ve sağlıklı yaşam biçimlerinin benimsenmesinin amaçlanması gerekmektedir. Ayrıca, var olan ve yaşam kalitesini bozan beslenme sorunlarının en aza indirilmesi veya yok edilmesi, beslenmeye bağlı kronik hastalıkların,olumsuz psikolojik tabloların önlenmesine yönelik yaşam biçiminin iyileştirilmesi, çevre koşullarının düzeltilmesi ve geliştirilmesi, sağlıklı besine ulaşımın ve tüketiminin sağlanması ile besin güvencesinin sağlanması, sağlığın geliştirilmesi amacıyla toplumun besin güvenliği, besin, beslenme ve sağlık konularında bilinçlendirilmesinin ve katılımının sağlanması büyük önem taşımaktadır. Bir toplumun yeterli ve dengeli beslenmesini sağlayacak ulusal besin ve beslenme plan ve politikalarının oluşturulabilmesi için o ülkeye ilişkin beslenme, besin tüketimi ve sağlık verilerinin bulunması gereklidir. Bu amaçla düzenli olarak “Beslenme, Sağlık ve Besin Tüketimi Araştırması”nın yapılması büyük önem taşımaktadır. Tüm bu nedenlerle bireyin ve toplumun beslenme durumunun saptanması ve düzenli olarak izlenmesi gerekmektedir.

Hakkında: Zeynep Bengisu Ejder

Zeynep Bengisu Ejder
Memleketi Giresun olan Zeynep Bengisu Ejder, İstanbul Medipol Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü 3.sınıf öğrencisi. Hayalini kurduğu bölümünde kendini geliştirmek için yemek sitelerine makaleler yazıp araştırmalar yapan Zeynebin şimdiki hedefi ise öğretirken eğlendiren sitemizde birbirinden önemli beslenme konularını sizler için araştırıp derlemek. Şimdiden iyi okumalar, keyifli vakitler diliyoruz efendim...

Buna da bakın

yanık

Yanık Tedavisinde Beslenme

  1970’lerin başında yanık tedavisine beslenme desteğinin katılması ile bu hasara maruz kalmış kişilerin hayatta …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir