Pazartesi , Nisan 23 2018

Anti-Asitler ve Kullanımı


Sevgili okur
Dünyamızdaki asit yağmurlarını engellemede nasıl daha çok orman daha çok yeşillik gerekiyorsa midemizdeki asit yağmuru için de aynısı geçerli diyebiliriz. Gelişmiş ülkelerdeki insanların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri anti-asitlerdir. Örneğin Amerika’da yılda 1 milyar dolar civarında bir para anti-asitlere harcanmaktadır. Çoğumuz midemiz yandığında hatta hazım sorunu yaşayanlar bile anti-aside başvurabiliyor. Durum o kadar vahim ki midemizde bir gariplik hissettiğimiz de bile ne olduğunu araştırmadan, acaba bile demeden hemen anti-asidi atıyoruz ağzımıza. Her yemekten sonra zaten karnım şişecek midem ekşiyecek önlem alıyım diye anti-asit kullanımını yaşam biçimi haline dönüştürenler bile var. Tamamen yanlış ve körü körüne kullanıyoruz anti-asitleri. Belki de sorun midemizde değil bizim beslenme alışkanlığımızda ve önlem alma psikolojimizde yatıyordur ama maalesef bunu birçok kişi düşünemiyor ve doktor kontrolü dışında bilinçsizce kendine zarar vermeye devam ediyor.

Öncelikle anti-asit kullanmadan önce etki mekanizmasını anlamak gerekiyor;

Anti-asitlerin başlıca etkisi, paryetel hücreler tarafından mide lümenine salgılanan hidroklorik asidi (HCL) nötralizasyonudur. Bunun yanında Epidermal Growth Faktör, Transforing Growth Faktör alfa’yı artırma, angiogenesisi indükleme, safra tuzlarını bağlama, pepsin aktivitesinin inhibe edilmesi, alkole bağlı mukozal hasarı engelleme endojen prostoglandin sentezini artırma ve ağır metal etkisiyle Helicobacter Pylori’nin supresyonu gibi etkileri de yapılan çeşitli araştırmalarda gösteriliştir. Bu özelliklerin peptik ülser tedavisinde önemli etkisi vardır.
Anti-asit tedavisinde ana amaç mide mayisinin asiditesini, asit yükünü azaltmak ve böylece duodenal lümendeki asiditeyi azaltmak , mide içindeki ph değerini 3-5 arasında tutmaktır.(Açlıkta ph 2’nin altındadır.)

Sıvı halinde hazırlanan ilaçların tabletlere oranla daha hızlı nötralizasyon yaptıkları ve tüm mideye daha eşit oranda dağılıp lezyonlarla daha fazla miktarda temas ettiği tespit edilmiştir. Bu nedenle tabletlerin etkilerinin artırılması için ağızda çiğnenerek alınması tavsiye edilmektedir.
Anti-Asitler Yemekten 1 ve 3 Saat Sonra Gece Yatmadan Önce Alınmalıdır!
Açlıkta mide boşalım hızının fazla olması nedeniyle bu dönemde alınan anti-asitler ancak 20-40 dakika civarında etkili olur. Buna karşın yemeklerden 1 ve 3 saat sonra alındığında yavaş boşalma sebebiyle uzun zaman etkili olurlar, ayrıca yiyeceklerin asit bağlama kapasitesinden tam faydalanılması ve postparandial asit artışına karşın en faydalı zamandır.

Anti-Asitlerin Bilinçsiz Kullanımındaki Yan Etkileri

Uzun süre yüksek dozda kullanıldığında magnezyum tuzlarına bağlı diare en sık görülen yan etkisidir.
Magnezyum ve alüminyum toksisitesi; renal yetersizliği olan hastalarda düşük dozlarda absorbe edilen magnezyum ve alüminyum SSS depresyonuna yol açabilir. Alüminyum ensefalopati ile kendini gösterebilir (Alzheimer).
Sodyum ve ödem; Özellikle kalp yetmezliği, hipertansiyonu olan ve sirozlu hastalar dikkat etmelidir. Bu tip hastalar anti-asitten kaçınmalıdır.
Milk- alkali sendromu; Absorbe olan anti-asitlerle beraber fazla miktarda süt alan hastalarda görülen ciddi üremi, hiperkalsemi ve alkalozis tablosudur. Bu sendrom özellikle orta ve ileri yaşta olmakla beraber, renal yetmezlik ve diüretik kullanımı veya az miktarda da olsa kalsiyum alımı gibi predispozan durumlarda sık görülür.
Hipofosfatemi;Alüminyumlu bileşikleri, zamanla oluşturdukları hipofosfatemiye bağlı olarak kemiklerden kalsiyum mobilizasyonuna neden olarak uzun süreli kullanımda osteomalesiye neden olabilir.

Çocuklarda Anti-Asit Kullanımı

Yetişkinler için üretilen anti-asitler doktor tarafından tavsiye edilmediği sürece 12 yaş ve altı çocuklar tarafından kullanılmamalı.
Anti-asit kullanan yetişkinler çocuklarına kalsiyum takviyesi için anti-asitlere başvurabiliyor. Çocuklarda ciddi sindirim bozukluğu yada mide ekşimesi varsa 2-11 yaş arası çocuklar doktor kontrolünde kullanabilirler. Fakat çocuğun midesini rahatlatmak yada kalsiyum takviyesi olarak bir anti-asit kullanmadan önce yan etkiler göz önünde bulundurulmalıdır. Kaş yapalım derken göz çıkarmayalım.
Anti-asitler çocuklarda ishale ,karın şişliğine, yetersiz besin emilimine ve mineral kayıplarına yol açabilir.Üstelik uzun süre kullanımda mide iltihaplanmalarına yol açabilir.Raşitizm belirtilerinde artmaya sebep olabilir.
Ayrıca kullanmaya başlanmadan önce birlikte kullanımda tehlikeli olabilecek besin takviyeleri veya ilaçlar kullanmadığından emin olmak gerekir.
Çocukta glüten duyarlılığı varsa kullanılan anti-asidin glütensiz olmasına dikkat edilmeli. Fakat glütenli veya glütensiz tüm anti-asitler kazein içerir ve kazein süt alerjisi olan çocuklar tarafından kullanılmamalı fakat laktoz alerjisi olan çocuklar kullanabilirler.

Tüm bunlara karşın, bu kadar yan etkisi olan anti-asitlerin hiçte masum olmadığını görüyoruz.
Aşağıda sizler için birkaç bir kaç basit kural yazdım bunlara uyarak tüm bu tehlikeli yan etkileri bir kenara atıp anti-asit kullanmayı bırakabilir veya kullanımını en alt düzeye indirebilirsiniz.

Büyük lokmalardan kaçının besinleri olabildiğince fazla çiğnemeye çalışın çünkü büyük parçaları sindirmek için midenin daha fazla asit salgısına ihtiyacı vardır.

<>Yavaş yemek yiyin,hızlı yemek asit üretimini artırır.
<>Kafein içeren çay kahve vb. içeceklerden uzak durun. Midenin daha fazla asit üretmesine neden olur.
<>Asit içeriği yüksek yiyecek ve içeceklerden uzak durmaya çalışın örneğin; yapay tatlandırıcılar, gazlı meşrubat ve gazlı içecekler, kanola yağı, mısır yağı, yaban mersini, konserve ve sırlı meyve, siyah fasulye,kaju,bira,likör.
<>Alkol ve sigarayı bırakın veya azaltın ,mide iç yüzeyini tahriş eder.
<>Yemeklerden sonra yatmayın. Yiyeceklerin mideden bağırsaklara geçişini zorlaştırır.
<>Vücudunuzu sıkan giysiler giymeyin, midenizi sıkıştırır, mide asitlerinin yemek borusuna geri gitmesine neden olabilir, bu da yanma hissi uyandırabilir.

Hakkında: Simge Çevik

Simge Çevik
Tadaaa :) işte karşınızda yaşamında diyetisyenliği sadece bir meslek değil hayat ağacının köklerine yerleştişmiş bir diyetisyen adayı, aşırı araştırmacı, aşırı meraklı ve aşırı duygusal bir yazar... Daha iyi bir ben daha sağlıklı bir dünya adına!

Buna da bakın

Cilt Sağlığı ve Beslenme

Hepimiz sağlıkla ışıldayan bir cilde sahip olmak isteriz. Sürdüğümüz kremler, serumlar, maskeler ve daha niceleri …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir