Başlangıç / Beslenme Tavsiyeleri / Antioksidanlar Kanseri Önlüyor Mu? Yoksa Tetikliyor Mu?

Antioksidanlar Kanseri Önlüyor Mu? Yoksa Tetikliyor Mu?

Antioksidanlar Kanseri Önlüyor Mu? Yoksa Tetikliyor Mu?

Kanser Ve Beslenme

    Kanser, hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalması ve yayılmasıyla ortaya çıkan bir hastalık olarak tanımlanabilmektedir. Kanser, dünyada ve ülkemizde tüm ölüm nedenleri arasında kalp hastalıklardan sonra ikinci sırada yer almaktadır

    Kaliteli yaşamda en önemli gereksinimlerden biri sağlıklı beslenmedir. Birçok fizyolojik ve patolojik olaylar vücutta neden oldukları metabolik değişiklikler ile beslenmebozukluklarına neden olmaktadır. Besinler, organizmanın metabolik gereksinimleri için gerekli maddeleri (proteinler gibi) sağlarlar ve buna ek olarak sağlığımız üzerinde olumlu etkileri olan bileşenleri de (sekonder  metabolitler gibi) içermektedirler .

    Sağlıklı beslenme hastalıklardan korunmak için çok önemlidir. Özellikle serbest radikallerin etkisinden kurtulmak için antioksidan beslenme önemlidir. Besin antioksidanları, insanlarda fizyolojik şartlarda oluşan serbest oksijen radikalllerinin ya da serbest nitrojen radikallerini oluşturduğu olumsuz etkilerin bir kısmını ya da tamamını etkisiz hale getirebilen maddeler olarak tanımlanabilir .

    Tüm kanser vakalarının yaklaşık 1/3’ü yenilen besinlerden kaynaklanmaktadır . Bu yüzden sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, sınırlı alkol kullanımı ya da hiç kullanmamak ve sigara kullanmamak kanserden korunmak için önemli kriterlerdir.

antioksidanların kanserle etkileşimi

Kanser Ve Antioksidan Etkileşim Sistemi 

   Serbest oksijen radikallerinin oluşumunu ve meydana getirdikleri hasarları önlemek, ayrıca bunların uzaklaştırılmasını sağlamak için normal fizyolojik şartlarda çeşitli “antioksidan savunma sistemleri” gelişmiştir.

    Antioksidan besinler, insanların normal fizyolojik faaliyetleri sırasında ortaya çıkan veya çevre ve beslenme yoluyla alınan serbest radikallere ve reaktif bileşiklere elektron veya hidrojen vererek onları indirgeyen ve bu şekilde oluşabilecek olumsuz etkileri önemli ölçüde azaltan besin maddeleridir.

  Gıdaların antioksidan içerikleri ve yararlılığı, gıda maddesinin cinsine, hasat zamanı, hasat yöntemlerine, iklime, depolama ve muhafaza ortamının ısısına, nemine, ışığına, gıdanın hazırlanması, ayrıca kişi ve toplumların tüketim alışkanlıklarına göre bile değişebilmektedir. Doğal antioksidanların kullanımı, kanseri önleme ve pek çok hastalığa yakalanma riskini azaltması bakımından önem teşkil etse de fazla kullanımı toksik etki yapabilir .

    İyi bir antioksidan, serbest oksijen radikallerini belirli bir şekilde ortadan kaldırır, redoks metallerini tutar, antioksidan ağı içerisinde diğer antioksidanları tetikler, gen ekspresyonun da pozitif bir etkiye sahiptir. 

Antioksidan Tüketmenin Radyoterapi Ve Kemoterapi Etkileşimi

    Kemoterapi ve radyoterapi çoğunlukla kanser hücrelerini oksidasyon adı verilen bir mekanizmayla yakarak yok eder. Bu mekanizmanın içinde serbest oksijen radikalleri çok önemli görev üstlenir.

   Antioksidanlar ise serbest oksijen radikallerinin oluşumunu engelleyerek bu etkileşimi geri çevirebilir. Bu nedenle de kemoterapi ve radyoterapi sırasında antioksidanların tedaviye bağlı kanser öldürücü etkisini geri çevirebileceğinden endişe edilir.

 ! Konuyla ilgili yapılan çalışmalarda da antioksidanların yüksek dozda kullanımının gerek kemoterapi gerek radyoterapide elde edilmesi hedeflenen etkinliği azaltabilecekleri gösterilmiştir.

   Antioksidanların Sağlıklı Bireylerde Kansere Karşı Koruyucu Etkisi Var Mıdır?

    Yapılan laboratuar deneylerinde kanseri baskılayabilecekleri yolundaki verilere dayandırılmıştır. Burada öne sürülen mekanizma vücutta stres, yaşlanma ve egzersiz gibi nedenlerle oluşan serbest oksijen radikallerinin normal hücreler üzerine olan olumsuz etkileri yoluyla kansere yol açabilecekleri düşüncesine dayanır.

   Ancak serbest oksijen radikalleri aslında vücutta oluşan kanser hücrelerine karşı vücudun bir savunma sistemini de oluşturmaktadır. Dolayısıyla antioksidanların özellikle yüksek dozda alınması vücudun bu savunma mekanizmasını da baskıladığı için kanser oluşumunu tetikleyebilir Bu mekanizma sağlıklı bireylerde de antioksidanların bilinçli kullanılması gerektiğini çok ciddi bir biçimde ortaya çıkmaktadır.

E Vitamini :

  •    E vitamininin prostat kanseri riskini artırabileceği yönünde veriler bulunuyor.
  •    Elma lifli yapıda olması ve pektin içerdiği için, bağırsak boşluğundaki mutajenleri elimine etmede üstündür ve su tutucu olmasıyla mutajenleri seyreltir. Bu sayede oksidatif stresin etkinliklerini azaltması, önemli bir bitkisel bağırsak koruyucu olduğunun göstergesidir.

     Yapılan çalışmalarda elma ve elma suyunun içerdiği antioksidanlar, pektin ve vitaminlerden dolayı insanlarda kolon ve akciğer kanseri oluşumunu engelleyebileceği, karaciğer ve meme kanserine karşı koruyucu olabileceği belirlenmiştir. 

A Vitamini:

  •    A vitamini, epitel dokuların normal büyümesinde ve gelişmesinde primer rol oynayan yağda çözünebilen bir vitamindir. Süt ve sakatatlarda bulunan retinol ve esterleri olarak, sarı ve yeşil yapraklı sebzelerde ise provitamin A karotenoidleri olarak bulunur. Karotenoidler, bu meyve ve sebzelerde bulunan sarı, turuncu ve kırmızı rengi veren pigmentlerdir. Hidrokarbonlar ve ksantofiller olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.

     Antioksidan etkileri, konjuge çift bağlarından dolayı hem serbest radikal toplayıcı hem de singlet oksijen bastırıcılar olarak fonksiyon gösterirler. Karotenoidler içinde en etkili antioksidan likopendir; ksantofilller ise en düşük antioksidan etkiye sahiptir. 

•    A vitamini yapısında bulunan beta-karotenin yüksek dozda kullanımında mide kanseri ve özellikle sigara içen ve asbest maruziyeti olanlarda akciğer kanseri riski artmaktadır. 

     Yapılan birçok çalışmada kanser hastalarında düşük antioksidan seviyesi ve yüksek oksidatifstres gözlemlenmiştir. A vitamininden zengin besinlerin tüketilmesi, bazı kanserlerin önlenmesinde etkili olabileceği ileri sürülmüştür .

    Yapılan çalışmalarda, pek çok besinde bulunan alfa karoten, beta karoten, likopen, lutein, kriptoksantin ve zeaksantin gibi belli başlı karotenoidlerin oluşumunu tamamlayıp depolandığı organlarda antikarsinojen olarak etki gösterdiği saptanmıştır.

    Bu yüzden beta karoten gibi provitamin A aktivitesi gösteren karotenoidlerin yanında kantaksantin, likopen, lutein gibi provitamin A aktivitesi olmayan karotenoidler de antioksidan özelliklere sahiptir ve kanser oluşumunu bu şekilde engeller.

    Karotenoidler ve kanser arasındaki ilişki, daha çok akciğer kanseri ile ilgilidir, ancak beta karotenin kandaki oranı yüksek olduğunda uterus, meme, cilt ve mide kanseri riskini düşürdüğü de saptanmıştır.Aksine, akciğer ve baş boyun tümörlerinde, sigara ile A vitaminin alımının kanser riskini arttırdığına dair çalışmalar mevcuttur.

C Vitamini:

  •   C vitamini, askorbik asit olarak bilinen, antioksidan özelliği olan, birçok enzimatik reaksiyonda rol oynayan, suda çözünebilen bir vitamindir . Antioksidan özellikleri çok yönlüdür. Hem hücre içi, hem de hücre dışında suda eriyen bir antioksidan olarak görev görmektedir.  Turunçgil meyveleri, domates, patates, biber, kabak, çilek, lifli yeşil sebzeler ve lahanagiller en önemli c vitamini kaynakları olarak sıranabilir.

yüksek antioksidan içeren besinler

En Güçlü Antioksidan İçeren Besinler
  •  Antosiyaninler (mürdüm eriği, böğürtlen, karadut, kiraz, yaban mersini, vişne),
  • kateşinler (siyah çay ve yeşil çay),
  • likopen (domates, pembe greyfurt, karpuz, kayısı),
  • beta karoten (havuç, kavun, mango, kayısı),
  • resveratrol  (üzüm, yaban mersini, kızılcık),
  • elajik asit (nar, üzüm, kiraz, çilek),
  • kapsaisin (kırmızı acı biber),
  • kuversetin (kırmızı soğan ve elma),
  • C vitamini (greyfurt, portakal, biber, brokoli, kivi, kuşburnu),
  • E vitamini (badem, ayçiçeği çekirdeği, buğday tohumu),
  • selenyum (patates, ayçekirdeği, yumurta),
  • polifenol (yeşil çay, ahududu, soya, çilek, erik, elma, yabanmersini),
  • glucosinolates (brokoli, brüksel lahanası, su teresi, karnabahar),
  • lutein (brokoli, ıspanak, kara lahana, kırmızı üzüm, kivi) olarak sıralanabilir.

   

Kaynakça:

  • Kanserle Savaş Politikası ve Kanser Verileri. T.C. Sağlık Bakanlığı Kanser Savaş Dairesi Başkanlığı Bakanlık. Yayın No: 618, Ankara.1995-1999; s.2002.
  • World Health Organisation. Fact Sheet. (accessed 06.12.2015).
  • Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi C.1, S.2, s.67-74
  • Yılmaz İ. Antioksidan içeren bazı gıdalar ve oksidatif stres. 2010;17(2):143-153.
  • Astley SB. Dietary antioxidants-past, present and future Trends in Food Science & Technology. 2003;14:93–98.
  • Benzie IFF. Evolution of dietary antioxidants. Comparative Biochemistry and Physiology Part A. 2003; 136:113-126.
  • Cornelli U. Antioxidant use in nutraceucitals. Clin Dermatol. 2009;27; 175-94.
  • Moure A, Cruz JM, Franco JD, Moure A. Antioxidants from residual sources. Food
  • Chem,. 2009;172:145-71.antioxidants in prophylaxis and therapy: apharmaceutical perspective. 
  • J ControlRelease. 2006;113(3):189–207.
  • Aksoy M. “Beslenme ve Kanser”. Çağ Basımevi. Ankara.1984.
  • Yıldız Ö, Demir G. Kanser ve Beslenme. Sağlık ve Hastalıkta Beslenme Sempozyum Dizisi No:41. 2004;45-57.
  • Baysal A, Criss WE. “Kanseri Tanıyalım,Belirtileri,Nedenleri,Korunma ve Tedavi Yolları” Hatipoğlu Yayınları.2004.

Hakkında: Rumeysa nur sakar

Rumeysa nur sakar
Medipol Üniversitesi 3.sınıf öğrencisi

Buna da bakın

Sonbaharda Beslenme Nasıl Olmalı?

Sonbaharda Beslenme Nasıl Olmalı?

  Mevsim değişikliğinin beslenmemiz üzerinde olumsuz etkileri vardır. Mevsim değişirken genellikle kendimizi yorgun, halsiz, isteksiz …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir